Altı saatlik otobüs yolculuğundan sonra Şiraz’da Karandish otobüs Terminal‘de indik. Vardığımızda akşam olmuştu. Hostelworld üzeri ayarladığım Ana Traditional Guest House‘da konakladık. Yaşlı bir çift işletiyor konakladığımız yeri. Varış saatinizi bildirmeniz halinde sizi kendi arabasıyla otogardan ücretsiz alıyor amca.
Sabah bir iki çift gördük ama bizden başka konaklayan yok gibiydi. Sabah eşi gelip kahvaltıları hazırlıyor. İngilizceleri zayıf olduğundan yazışmaları kızı yapıyor. Kızı Saba’yı hiç görmedim ama instagramdan hâlâ konuşuyoruz. Oğlu ve ailesiyle de tanıştık, Türkiye’ye çok geliyorlarmış. Ama akşamları amca tek başına kalıyor otelde ve ailesi evlerine çekiliyor. Amca akşamları havuzda soğuttuğu karpuzla çay ikram ediyordu bize. Hostelin kapısı geleneksel İran evi kapısı. Sol tokmağı bayanlar, sağdakini ise erkekler çalıyormuş. İki tokmağın sesi farklı ve böylece gelene göre kapı açılırmış. Divanda akşamları serince yattım ben. Ayrıca teras katta harika bir manzarası var otelin. Böylece güzel gün batımı fotoğrafları çektim.
Şiraz, iki bin yıldır İran kültürünün merkezi olmuştur. Dünyanın en büyük şairlerinin mezarlarına, güzel bahçelere, şarapçılık tarihine ve dünyanın en ikonik camilerinden birine ev sahipliği yapan Şiraz’ı görmeden İran’ı ziyaret etmek doğru olmaz bence. Şirazı gezmeye başlayalım
Nasır el-Mülk Cami
İç mimamirisnde kullanılan pembe fayansları ve renkli vitray pencereleriyle ünlü 19. yüzyıldan kalma cami. Kısacası Pembe Cami olarak da biliniyor.
Şiraz denince ilk akla gelen cami güneş yansımalarıyla meşhur. Ancak camlardan içe yansıyan ışıkları yakalamanız için sabah erkenden veya gün batımında gitmeniz gerekiyor. Otelimizden çıkıp sağdan 250 metre mesafedeydi cami. Kaldığımız mahalle oldukça yöreseldi. Bu şekilde kahvaltımızı yapar yapmaz çıktık. Ayrıca namaz kıldım. Ama girişi ücretli.
Narenjestan-e Ghavam
Yürüyerek Kavam Evi’ne devam ettik. Gördüğümüz otobüs duraklarının fotoğrafını çekti Yunus. Gerçekten de orijinaldiler. 1886 yılına uzanan, yemyeşil bahçeleri olan görkemli konak, şimdi arkeolojik eserler barındıran bir müze
Atig Camii
Diğer adı Vekil Cami. Zend Hanedanı döneminden kalma tarihi camidir. Cami 1751-1773 yılları arasında inşa edişmiştir; ancak 19. yüzyılda Kaçarlar döneminde restore edilmiş. Vekil, Zend Hanedanlığı’nın kurucusu Kerim Han Zend’in kullandığı ünvan.
Buraya yürürken dev siyah şii bayraklarının olduğu bir mahalle arasından Şah Çerağ
Şiilerin 8. imamı Ali er-Rıza’nın kardeşleri seyyid Emir Ahmed ile Mir Muhammed’in mezarlarının bulunduğu tarihi cami. Böylece bir sonraki durağımız burası oldu. Metroyla gelelim dedik ve yardım istediğimiz bir çocuk bilet ısmarladı. İran’da doğru düzgün para harcayamadık.
Bir sonraki durağımız burası oldu. Oldukça büyük bir yer. Namaz vakti kalabalıklaştı ve böylece bizde namaz kılalım dedik. Çeşitli yerlere taşlar koymuşlar. Bu şekilde aldıkları secde sırasında alınlarına denk gelecek hizada koyuyorlar. Daha önce bilmediğim bir uygulamaydı, İslam’da böyle bir şey yok. İçerideki türbelerin ayna işlemeli cam desenleri büyüleyici Şiraz şehirden daha çok açık hava müzesi gibiydi hava oldukça sıcaktı Azadi parka geçip soğuk bir şeyler içelim dedik Güzel bir bahçesi var. Karşımızdaki amcalar aç mısınız yemek ısmarlayalım dediler. Teşekkür ettikten sonra duygulandım. Sözüm ona misafirperverliğimizde övünürüz biz dedi modernizm tam manasıyla İran'a girmemişti daha buna iyice şahit olmuştuk ilk günümüzü bitirmiştik .
İkinci günümüze şehrin biraz dışında Persepolis
Persepolis veya Takht-e Jamshid, belki de Şiraz yakınlarındaki en ünlü manzaradır. Bu antik şehrin kalıntıları MÖ 6. yüzyıla kadar uzanmaktadır ve bir zamanlar Ahameniş İmparatorluğu'nun törensel başkenti olarak hizmet vermiştir. Herkesin zihninde silinmez bir iz bırakan bir UNESCO Dünya Mirası Alanıdır.
Sitede muhteşem sarayların kalıntıları, anıtsal merdivenler ve kralın ve tebaasının etkileyici kabartmaları bulunmaktadır. Gerçekten de Apadana Sarayı'nın dev sütunlara ve Pers askerlerinin, hayvanların ve ilahi figürlerin muhteşem oymalarına sahip olduğu söylenmektedir. Persepolis'teki yazıtlar ayrıca imparatorluğun kültürünü anlamanın bir kaynağı olarak hizmet eder, en önemlisi büyük Darius'un kendisi tarafından yazılmış olan "Behistun Yazıtı"dır. Burayı gördükten sonra Hafız ve Sadi Türbeleri
Şiraz genellikle şiirle, özellikle de Pers'in en büyük iki şairi Hafez ve Sadi'nin eserleriyle ilişkilendirilir. Mezarları şehrin en saygı duyulan yerleri arasındadır ve dünyanın dört bir yanından sayısız ziyaretçiyi kendine çeker.
Hafız'ın Mezarı: Hafez, lirik şiirleri ve mistik temalarıyla tanınan İran'ın en büyük edebi figürlerinden biri olarak kabul edilir. Mezarı, ziyaretçilerin şiirlerini okuyabileceği ve sözleri üzerinde düşünebileceği güzel bir köşkün bulunduğu sakin bir yer olan Musalla Bahçesi'ndedir. Alan, zarif çini işçiliğiyle süslenmiştir ve edebiyat hayranlarını ve huzur arayanları çeken dingin bir atmosfere sahiptir.
Saadi'nin Mezarı: Bir diğer edebiyat devi olan Saadi ise en çok eserleriyle tanınır Büstten ve GülistanMezarı, Şiraz'da güzelce düzenlenmiş bir alan olan Saadiyeh'in yemyeşil arazisinde yer almaktadır. Bahçeler ve ağaçlarla çevrili mezarın sade ama zarif tasarımı, Saadi'nin sadelik ve bilgelik felsefesini yansıtır. Hafez'in mezarı gibi, site ziyaretçilere şairin hayatını ve çalışmalarını daha derinlemesine inceleme fırsatımız olmuştu ikinci günümüzüde bu iki güzel yerleri gezip bitirdik
Üçüncü günümüzde şehir merkezinde devam ettik Nasir-ol-Mülk CamiiPembe Cami olarak bilinen, Şiraz'da en çok fotoğraflanan yerlerden biridir. Etkileyici çini işçiliği ve parlak vitray pencerelere sahip olup, onu gerçek bir Pers mimarisi şaheseri haline getirir. İçerideki ışık ve renk oyunları nedeniyle, caminin atmosferi büyülüdür, özellikle de güneş renkli pencerelerden içeri girdiğinde.
Pembe Cami'yi ziyaret edenler genellikle duvarları, zeminleri ve kemerleri kaplayan karmaşık çini işçiliğinden etkilenirler. Cami, İslam sanatının güzel bir temsilidir ve Şiraz'ı ziyaret eden herkes için mutlaka görülmesi gereken bir yerdir bu muhteşem eseri gördükten sonra. İrem bahçesi ( Cennet bahçesi ) ne gittik
İran kültüründen tüm insanlığa mal olan bir diğer şey de İran Bahçeleri. Nasıl dünya edebiyetında bir İran edebiyatı ekolü varsa, peysaj mimasinde de Japon, Fransız ve İngiliz bahçeleri gibi bir de İran bahçeleri ekolü var. İran bahçelerinin 5 prensibi var: 1. Kare ya da dikdörtgen yapıda oluyorlar, 2. İçlerinde havuz ve kanallar oluyor, 3. Orta yerinde bir pavilyon oluyor, 4. İçinde meyve ağaçları ve yüksek ağaçlar oluyor, 5. Etrafı yüksek duvarlarla çevirili oluyor. Duvarların sebebi zamanında bu bahçelerin asillerin özel bahçesi olmasıymış. Şimdiyse halka açıklar.
Türkçesi Cennet Bahçesi olan İrem (Eram) Bahçesi, UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde ve koruma altında. Özellikle selvi ağaçlarıyla ünlü bahçenin son hali 13. yüzyıl Kaçar döneminden kalmış olsa da bahçe düzeni açısından yer yer Selçuklulardan kalıntılar varmış. İçinde halka açık olmayan bir saray da olan bahçe, bugün Şiraz Üniversitesi’nin Botanik Bahçesi dahiline girmişti bu iki yer tamamını almıştı ama Şiraz görmek paha biçilmezdi açıkmıştık Dûrümle geçitirdikten sonra şehri merkezinin bir çok yerini gezmiştik otelimize dönüp dinlenip sabah Tahran'a hareket edecektik.......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder