15 Mayıs 2026 Cuma

YEZD

Tehrandan Yezd arabalarına bindik tenimiz esmer olduğu için farsilerle aramızda pek bir fark yoktu konuşmadığımız sürece sorun yoktu. Molla rejimi olmasına rağmen kadın ve  erkek 'lerle birlikte yolculuk ediyorduk. İçimden iran'da şeriat bu kadar olur demek geldi.   Radyoda güzel Farsça şarkılar çalıyordu, biz çöl kentine doğru hareket ediyorduk.  Yeşilikler yerini yavaş yavaş çöle bırakıyordu , çevrede deve Çiftlikleri vardı ağız geviş getirip yoldan geçen arabalara bakıyordu,  yanımızdan İran yapımı pars otomobilleri geçiyordu.  Tahran Yezd arası 70 km olduğu için zaruri durum haricinde mola verilmiyordu.  Yol arkadaşım Mercan' la Yezd kentini konuşuyorduk 3500 yıl önce ortaya çıkan dünyanın ilk tek tanrılı dini yezd kentini iyice merak etmiştim ve sonunda Yezd şehri görünme başladı Uçsuz bucaksız bir çölün ortasına kurulmuş dev bir labirent. Toprak ve kum sanki ayağa kalkmaya karar vermiş, kendini yerden yukarı doğru şehir olarak örmüş. Uzaktan fark edilmeyecek kadar yer ile bütünleşen kent sanki bir çocuğun plaj kovasından çıkmış gibi.

Toprak rengi evler ve evlerin etraflarını kale suru gibi çevreleyen yüksek duvarların ördüğü dolambaçlı, sürreal labirentlerden oluşan sokaklar. Labirentin içinde yürürken tek gördüğünüz şey üzerinizden hızla akan bulutlar ve evlerin duvarlarının arkasından sivrilen mistik kuleler oluyor. Bazense kafanızı kaldırdığınızda tek göreceğiniz şey delikten içeri sızan bir ince bir ışık çünkü sokakların üstü yer yer kavurucu çöl güneşinden korunmak için çatılarla örtülmüş.

Boş sokaklarda, duvarların arasında dolanmak kadar gizemli ki; insan bi dama tırmanıp duvarların arkasında ne saklandığını görmek için müthiş bir merak hissediyor. İç güdünüze kulak verip bir çatıdan duvarların ötesinde ne olduğuna baktığınızdaysa Yezd’in mahremini görüyorsunuz: Rüzgarı nefes gibi evin içine çeken rüzgar kuleleri, masalarda patates, soğan kesen kadınlar, kat kat avluları döşeyen karolar…

Biz duvarların üzerinden çöle doğru uzanan şehir silüetine bakarken, buranın anca bir hayal ürünü olabilecek gizem ve sürrealikte olduğunu düşündük… Dikkat edin her an tepenizden bir ejderha uçabilir! Şehrin hissiyatı, renkleri Game of Thrones’daki Slaver’s Bay’da (Bay of Dragons) benzer güzellikte.  
      Şehire vardığımızda Mercanın ayarladığı Motel'i  bulmuştuk  Kürt bir aile işletiyordu.  Yine burda'da internet çekme sıkıntısı vardı  ama idare etmekten başka yolumuz yoktu aile gayet iyiydi. Birlikte kahvaltı yapacaktık  yemekleri yiyecektik bizim için hiç bir sorun yoktu .

İran'ın bu tarihi kentini görmek için   ilk durağımız Amirn çakmaq camisiydi  üç katlı büyük oyuklarla yapılan Yezd şehrinin en büyük camilerindendi Emir Timur zamanında 15 yy yapılan bu cami akşamları oyuklardan ışıklandırmalı görselle.sunuyordu. Safevi kültürünün derin kültürünü burada hissediyorduk  . Rehberimiz Mercan bizi Zerdüştlük inancının önemli merkezlerinden Ateşhgah müzesine götürdü  enfes bir mimariye sahipti girişteki bahçe Hassan sabahın cennet bahçelerini andıracak tarza idi.  470 yılından beri yandığına inanılan ateşiyle bu ateş tapınağı Zerdüştlük dinine inananlar için çok önemli bir inanç merkezi. Giriş holündeki küçük bir pencereden görülebilen ateş, 1174’de Zerdüştlerin kutsal şehri Ardekan’a getirilen ateş, 1474’de Yezd’a, 1940’da da bu ateş tapınağının içine konulmuş. Araba bir bir rahip gelip ateşi besliyor. Ayrıca hemen yanında Zerdüştlük hakkında bilgi edinebileceğimiz güzel bir müzeydi .   Belediye otobüsüne binip  ölüler şehirine gidiyorduk , gerçi şehir hep öyle gibiydi  bu zamana ait değildi günümüze göre çok yapmacık duruyordu.   İran'ın en çok sevdiğim yönü ise Modernizm fazla girmemiş olmasıdır bu daha güzel ve içten kılıyordu  tarihî  Yezd Sessizlik Kuleleri Nekropolis = Ölüler Şehri) gelmiştik zaten şehrinden fazla uzakta değildi   ve bu zamana ait bir yer değildi .1960’lardan beri aktif olarak kullanılmıyor olsa da bu yapı Zerdüştler için bir diğer çok önemli kutsal mekan. Zerdüşlükte dört ana element ateş, su, hava ve toprak kutsal olduğundan ölüler ne toprağa gömülüyor, ne de yakılıyor. Bunun yerine şehrin çeperinde de Zerdüştlerin “sessizlik kulesi” dedikleri, ölülerini yırtıcı kuşlar tarafından yenmeye bıraktıkları bu yerlerden var. Daha sonra geri gelip yakınlarının kemiklerini alıp saklıyorlardı .Bizden hariç azda olsa Avrupalı gruplar vardı günümüzde ise İran nüfusunun binde üçü Zerdüşt yani oldukça düşük iranda eski Sovyetlerin taktiğini uyguluyordu planlama açısından eskiden Rusya'nın belli başlı konularında fikir almak için soru sorduğunuzda ortalaması söylenirdi  kesin bilgiye ulaşılamaması için  kapalı sistemlerin özelliklerinden biriside buydu  ölüler şehrinde çok gözlerim aradı ama ibadet eden bir Zerdüşta denk gelemedim ama bu güzel tarihi şehiri gördüğüm için mutluydum  Yezd  şehir merkezi müze gibiydi doğu masalları tarzında ve zamanın durduğu yer gibiydi ,   burada gözümüze eski ve halen daha kullanılan  su kanalları değdi. İranlılar 2000 yıl boyunca bitkileri sulamak ve içme suyu dağıtımı yapmak için kehriz denilen kanallar kazmışlar. Yağmur sularının %90’ı yer altındaki rezervlerde biriktiğinden, doğru noktalarda kazılan bu kanallardan geçen içilebilir ve kullanılabilir temiz yeraltı suları İran’da halen alternatif su kaynağı olarak kullanılıyor. Ayrıca kehrizler gibi diğer tarihi su taşıma ve stoklama teknolojileri hakkında enteresan bilgiler için 2000’de açılan Su Müzesi vardı ama gitmek istedik zaten bu şehirde görmek istediğimiz yer ölüler kentiydi ve İran'ın ilk dini Zerdüştlüğün çıktığı yer olmasıydı  doyasıya'da gördük. Yezd şehrinin tatlıları meşhurdu Tatlıcılık da şehre yerli-yabancı turist çeken bir diğer sektör. Tariflerini sır gibi saklayan ve özellikle baklava, pişmaniye ve bademli kurabiye gibi tatlıları yapan aile işletmeleri çok yaygın. Malesef biz pek parmak yalatan bir lezzet bulamadık. Ama bunlar hep damak tadı meselesi. Gelmişken mutlaka kendiniz denemelisiniz. Akşam Yezdli Kürt aile ile birlikte yemeği yedik İran kültürüne ait bu sofra oldukça zengindi ev yapımı baklavasıda güzeldi Seylan çayı ile birlikte güzel gidiyordu.
  Bana göre yezd en güzel tatlısı bu Narger ablanın tatlıları idi Türkiye İran üzerine gecenin ilerleyen saatlerine kadar konuştuk ev ortamı yapılarda kalmak çok güzel bir duyguydu ve Yezidi görmenin mutluluğu paha biçilmezdi ....


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

YEZD

Tehrandan Yezd arabalarına bindik tenimiz esmer olduğu için farsilerle aramızda pek bir fark yoktu konuşmadığımız sürece sorun y...