25 Nisan 2026 Cumartesi

KRASNADOR TRABZONLULARI

Krasnador , güney Rusya'nın  içinde en çok Trabzonlu barındırdığı şehirdir. Şehrin her alanına Ruslar ve Kafkas milletleriyle birlikte hakimler  mahallelerinde Trabzonspor bayrakları asılmadığı dükkan yok . Trabzon ekmeğini Rus ve Kafkas milletlerine sevdirip fırınlarında kuyruklar oluşturmayı başarmışlar  "uhhhh dedi anam avradım olsun' ki " Habu ekmeği Ruslar pasta niyetine yiyip bitiriyorlar geriye hiç bir şey kalmıyor diye ünlemelerin havada uçuştuğu şehir. 
  Dersim eyaletinden Osmanlı döneminde Doğu Karadeniz kıyılarına gelen Türkmen Alevileri ilk işi sazı  bırakmak oldu daha sonra ise Rumlardan ticaretin her yönüyle inceliklerini öğrenmeye başladılar, hiç kimse geldiği yere geri dönmedi veya dönmek istemedi . İlk başta yayla kültürünü bıraktılar daha sonra hayvancılığı et yerine balık yemeyi tercih ettiler Denizel toplum olma yolunda ciddi adımlar attılar. Doğu Karadeniz'in her şehirlerinde ve kasabalarında kıyısından köşesinden ticarete başladılar. Bu durumda yetmediği gibi hemen yanı başındaki Kafkas milletleri ile etkileşim haline geçtiler dünyaları gittikçe dahada değişiyordu . İkinci meşrutiyetle birlikte Doğu Karadeniz kıyılarından Rusya'nın her şehrine ticaret ve insan göçleri iyice ivme kazanmıştı hatta şöyleki Rus arşivlerine baktığımız zaman Ekim devriminde elli bine yakın Trabzonlu 'nun Rus topraklarında yaşadığından bahsediliyordu kayıtlarda daha sonra Ekim devriminde iki önemli sima Trabzon siyasetini Uluslararası boyuta taşıyacak kişiler olacaktı. Bunlar ise Sürmeneli Maksut Kırali  Oflu  Hamdi şamilof halen daha bu ikisinin Uluslararası boyutta yaptığı siyasete hiç bir Trabzonlu erişemedi...!!

Trabzon merkez sürmene Tirebolu , ordu ,Xopa 'daki limanlardan Güney Rusya kıyılarına ticaret yoğunlaştı fındık ve çaylar her gün gidiyordu doğu Anadolu ve İran'dan gelen mallar Trabzon hattındaki sahillerin limanlarından Rusya Kafkasya Ukrayna'ya yollanıyordu . Ekim devrimiyle birlikte bu süreçe ara verildi . Bin dokuz yüz doksan birlerden sonra  artık hayat eskiye dönüyordu Doğu Karadeniz 'de Dersim bölgesinden gelip doğu Karadeniz kıyılarına yerleşen Türkmen Alevileri artık Trabzonlularla birlikte yeni yaşama adımlarını atıyorlardı. 
Krasnador pazarları bildiğin halklar deryası yok yok klasik" Rusya Ana " havasında  orada  bulunan doğu Karadenizlilerle tanışma fırsatımız oldu. Kurutulmuş balığından tutun  Hamsi'sine kadar ordan mısır ekmeğinden İran'dan getirilen Tebriz işi  hırka ve kilimleri'ne  kadar buram buram doğu kokan bir pazar.  Tanışma kısmını geçtikten sonra arkadaşlar la pazardaki küçük bir kafeterya tarzı yerde oturduk  kimimiz çay ve kahve içiyor kimisi ise vodka içiyordu .  Ticaretin yoğun bir pazar olduğu için akşam evlerinde yemek yemeyi davet ettiler, kabul ettik şehri biraz gezip akşama buluşacağımız adrese vardık . Tirebolu 'lu Ali arkadaşın evinde güzel karşılandık , hiç vakit kaybetmeden masaya davet edildik, masa da yok yok hamsi var kaygana var mısır ekmeği Lazut var  afiyetle yemeye başladık. Hamsi tabakların biri gidiyor birisi geliyordu Rusya'da değil Trabzon'un bir evinde kendimizi hissediyorduk. 
 Yemekten sonra çay faslına geçip başladık konuşma ya Trabzonlu arkadaşlarla hayat nasıl gibisinden , hepsi mutluydu burda olmakta hem ticaretlerini yapıyorlardı hem dil öğrenip hemde eğitim görüyorlardı .  Krasnador pazarlarında çok Trabzonlu olduğundan bahsettiler Ali ise buraya Trabzonlu bir arkadaşın vasıtasıyla gelip ticarete başlamışlar birlikte sadece pazarlar da değil hizmet sektörü anlamında olsun tarım sektöründe nakliye sektöründe de baya etkin  olduklarını Krasnador il meclisinde iki tane Trabzon'lu olduğundan bahsetti . Anadolu'nun belli başlı bölgelerinden  özellikle Kars Erzurum Artvin Rize Trabzon bölgelerinden gelip buralarda yaşayan Ermeni ve Rumlarla birlikte hareket ettiklerini Yüz yıl  önce Trabzon'da nasılsa burada da öyle olduğunu söylediler. Özelikle Trabzon hattından gelenlerin işleri güçleri hep ticarettir burda Ermeni ve Rumlarla ortaklaşa hareket ediyorlar zaten krasnador pazarların'daki yerlerini bize kiraya verenlerin çoğu Rum ve Ermeniler olduğunu söyledi Ali. Baya ilginç gelmişti bana aslında bir yerdede normal bir durumdu . Sochideki gibi burada 'da park peyzaj işlerine Ermeniler bakıyordu bir çoğu kars ve Rize kökenli Ermenilerdi. Türkiye'yi yakından takip ettiklerini Türkiye ile ilgili bir çok haber ve magazin sitelerini takip ettiklerini söylediler .  Konuştuğumuz arkadaş Tirebolu'lu Ali çepniydi  ailesi Sivas üzerinden gelip bölgeye yerleşmiş Türkmen Alevi kökenli bir arkadaştı keza Doğu Karadeniz deki Türklerin bir çoğunun geçmişi böyledir. Aile boyu ve senelerdir ticaretle uğraştıklarını böyle bir durum oluncada Krasnador'da ticari hayatına devam etme kararı aldığını söyledi .  Hem ticaretlerini hemde eğitimlerini yapıyorlardı . Çocuklarını genelde Rus devlet okullarına veriyorlardı hep dil hemde eğitim açısından kimisinin öğretmeni Trabzonlu Rum kimisinin ki Erzurumlu Ermeni olduğunu ve şu son zamanlarda'da Rus vatandaşı olmuş Türklerde öğretmenlik yapmaya başladıklarını söylediler . Eğitim öğretim açısından Ruslar halen daha Sovyet sisteminden devam ettiklerinden bahsetti bize Ali arkadaş.  
Krasnador şehrinde evine misafir olduğumuz Trabzonlu hemşerim Ali'nin evinde karşılıklı edindiğimiz sohbetler ve bilgi alış verişleri böyleydi. Son olarak 'da Türkiye'deki yapılan genel seçimlerde Rusya 'dan çıkan sandık sonuçlarında sürekli CHP birinci parti çıktığı bilgiside bizlere ilginç gelmişti.
Krasnador şehrinde neresine gittikse Türkiye televizyon kanalı olarak sürekli Halk TV ve Tele bir televizyon kanalları açıktı . Anadolu üzerine günlük pravdaları bu televizyon kanalları üzerinden alıyorlardı.

18 Nisan 2026 Cumartesi

KRASNAYA POLYANA

Rusça'dan türkçe'ye en doğru çevirimi  olsa türkçe ismi "kızıl çayır" olan dağ.
Çarlık ordusunun, çerkeslerin yüzde ellisini  katledip kalanının yüzde doksanı'nı sürdükten sonra zafer yürüyüşü yaptığı ova. kızıl çayır olarak da anılır Krasnaya pollayana. 
Türklerin inşa ettiği  bir olimpiyat köyüdür, roza khutor ve gasprom dağında sırpların inşa ettiği tesislerde mevcuttur,
Soçi'den   vokzal(tren garı) nda  buraya bir buçuk saatte  gelirken  yol üzerlerinde Araklı'lı Ermenilerin Çayhanaları görüyorduk içleri doluydu havanın etkisinden olsa gerek.   Trenin içi halklar deryasıydı Trabzon Rumcasından tutun Rusça Ermenice lezgice Abhazca  Gürcüce konuşan bir çok kişiler vardı .

Çerkeslerin (ubıh,aibga vs)yaşadığı ama bugün bunlara ait hiç bir izin bulunmadığı yerdir Krasnaya pollayana.  
Doğası Trabzon ve Rize ye benzeyen 
kızılağaç,gürgen,kestane ve isiriç ( isirit) ağacının bol olduğu,kestane balının temiz olduğu bir yerdi. Polyana merkezde  geldiğimizde klasik Trabzon bölgesinin ilçe ve kasabaları tadında, tek fark kafkas göçleriyle birlikte daha kozmopolit bir yer .Zolotai niva ve magnit adlı süpermarketleri barındıran,köylü yada yerli diyebileceklerimizin çoğu Trabzon asıllı rumlar estonyalı ve ermeniler olduğu,pek kafa dinleme yeri sayılabilecek bir yer olmayan sürekli hareketli bir dağ  şehri 
Şehir girişinde bulunan polis merkezinde pek çok  polis barındıran özellikle kendi aralarında Ermenice konuşması dikkatimi çektmişti.  

Rosa khutor denilen radisson'undan mercure'üne pekçok marka otelin bi ırmak kenarında sıralandığı mahalle,site kısmı içinde bir adet tek  migros büyüklüğünde ve makro market fiyatları ayarında bir marketi dışında, orta ayarda iki market ve iki ve üç tane de tekel şarküteri bozması bakkal market tarzı dükkan dışında yiyecek içecek bulabileceğiniz yer yok.
sebze meyve pahalı, olanların çoğu saman gibi. sosyal hayat ise akşamları en fazla bahsettiğim otellerin lobi barlarında bi şeyler içmekten ibaret.  Krasnaya pollayana 'da dikkatimi çeken doğru düzgün ingilizce bilen tek kişiye rastlamamış olmamdı . Bu duruma oldukça şaşırmıştım buda ayrı bir ironi ve dram hatta  otel resepsiyonları dahil.

 Kafkas ve Güney Rusya kültürü'ne hakim olduğumuz için bizler için sorun olmadı .Harita kroki vs o tip şeyleri ise buralarda aramayın; kiril alfabesiyle yazılmamış olanını bulabilirseniz internetten temin edebilirsiniz 

Teleferikler kafasına göre gün içinde çalışıyor genelde. saat 17:00 dedi mi paydos ediyor. 2200 m civarındaki kayak noktalarına gidip gelmek istiyorsanız erkenden hareket etmeniz lazım zira devlet dairesi modunda çalışıyor şu an hepsi.

Tüm bu koşullara rağmen hafta sonları buraya gezmeye gelen yerli turistler görüyorum ona şaşırıyorum ulan bu kuş uçmaz kervan geçmez yere ne diye gelirler diye.
Araklılı Nikita amca sayesinde Krasnaya pollayana 'da Trabzon Sürmeneli ( sourmana) lı  Ortodoks Hristiyan ismi Yorgo olan bir amcayla tanıştım . Biz vokza'dan hareket etmeden önce Nikita amca aramış bizler adına gezmeye ve seni tanımak sohbet etmek istiyorlar diye . 
Sağolsun Yorgo amca bizi güzel karşıladı. Kafkasların ve Güney Rusya 'nın herhangi bir şehir kasaba köyünde bir Trabzonlu Rumla karşılaşırsam istemsizce karşılıklı tebessüm ediyoruz. Kendine ait kafeteryasında oturduk önümüze güzel Trabzon çayı ve paskalya çöreği koydular. 
Trapezunta nasıl dedi Yorgo amca. 
Bıraktığınızda bir tık daha aşağıda dedim tebessüm etti . 
Sizler ne yapıyorsunuz buralarda dedim .
Ne olsun Trabzon'da bıraktığımız yerde burda devam ettik Ticarete devam dedi
Halen daha komünizmi sevmiyormusunuz dedim.....!!!
Karşılık kahkahayı patlattık...!!
Krasnaya pollayana 'da ne kadar köy Trabzonlulara ait dedim ...
Takriben yetmişe yakın köy dedi ama Ermeniler daha fazla  Ruslar Sovyetleri tasfiye edince Gürcistan'daki bir çok Ermenide buraya geldiğinden bahsetti .  Krasnaya pollayana ticareti Rumalar  inşaat işlerini Ermeniler yaptığından bahsetti bizlere.
Anadolu'dan buraya işçi olarak çalışmaya gelenlerin başına hep bir Ermeni vardır . Ruslar sistemi böyle dizayn etmiştir . Bir keresinde bizim köyün girişinde bir duvar yapılacaktı yedi sekiz kilometre uzunluğunda Türk işçiler anında yapıp çıktı sonrasında teftişe gelen Ermeniler bir çok açığı bulup eksik neyin  ne olduğunu görüp duvarı yıktırıp sil baştan yaptırdı . Çok ilginç gelmişti bana . Ruslar enteresan bir denge kurmuştu burda ; Anadolu Ermenilerini ve Trabzon Rumları 'nı nasıl ve ne yönde hareket ettireceğine dair . 
Köylerde hayat nasıl diye sorduğumda ; ne olsun imanlı bir Ortodoks şeklinde yaşamaya devam . Gözle görülür bir nüfus olduğundan ve nereye gidilirse gidilsin tekrardan köye yatırım kafası hakim olduğundan bahsetti . Hayvancılıktan daha çok Tarımla ilgileniyorlar hayvancılık işiyle genelde Ermeni köyleri ilgilendiğini bahsetti . 
Tıpki Anadolu'daki yüz yıl önceki yaşam buradada devam ediyordu.  
Trabzonlu Rumlar ticaretlerine burda'da devam ediyordular. Kereste işinde Rusya'nın saygın şirketleri arasında kendilerini ispatlamışlardı ve dahası Vilademir Putin tarafından devlet nişanesi bile almışlardı . 
Yüz yıl önce Trabzon'da Güney Rusya'ya giden Ortodoks Hristiyan Trabzonlular burada' kendilerinı ispatlamışlardı .
Bu tatlı sohbetin ardından vedalaşma vakti gelmişti. Yediklerimiz için bizden para almadı Yorgo amca tanıştığımızdan gayet memnun kalmıştık.
Vokza'ya kadar bize eşlik etti orada vedalaşıp Trenle sochi'ye hareket ettik .....


11 Nisan 2026 Cumartesi

BİZUM SOÇİ

BİZUM SOCHİ 

Pazarlarında türkçe bilen ermeninin,türkçe konuşan azerbaycanlılardan çok olduğu bir rusya şehridir,çerkeslerin has be has ,öz be öz toprağıdır , bugün her ne kadar çerkes köyleri parmakla sayılsada bu güzel şehirdir Ermenilerin yoğun olarak yaşadığı,bütün dolmuşçuların ,taksicilerin ermeni olduğu,karşılaştığın ya da tanıştığım beş ermeninin üçünün Erzurum asıllı birinin Trabzon asıllı geri kalan biride Artvin ya da Rize asıllı olduğunun görüleceği ,sahilinin bizimkilerden daha temiz, şehir mimarisinin hem düzenli hemde modernizm'in fazla işgal etmediği Kafkas kozmopolitliğinin yaşandığı güzel şehirdir   iki defa gelip şehrin her yerini görmemin yanında her defasında şaşkınlığa uğradığım bir şehirdir Sochi , sanki Rus şehri değil Ermenistan'ın bir şehri gibiydi 


Şehri gezmeye daha bismillah demeden binilen takside bile bangır bangır İbrahim Erkal 'ın  canısı parçasının ermenice versiyonunu çalıyordu. Türkiye'den geldiğimizi anlayan Ermeni şoför müziğin sesini kısıp tipik bir Erzurum aksanıyla "gaydaş hoş gelmişsinez " Nereden gelirsinez Trabzon deyince  "ovvvvvvvv bizum Trapezunta" diye ünledikten sonra müziği değiştirip Fuat saka 'nın rapatma serisini koydu  Ermeni şoförde hizmette sınır yoktu. Dahası kaç nesil Anadolu'dan gitmelerine rağmen hiç kopmamışlar ve günlük  haber periyotlarını  takip etmenin yanında müzikal ve kültür anlamında 'da hakimler. Bu durum hem ciddi bir olaydır hemde insanın aidetlik duygusunun canlı bir örneğidir.
Taksi ilerlemeye başladı  nereye diye sormadan bizlerin Araklı'dan olduğunu öğrenince öncelikle sochide güzel bir tur attırıp sonra bizleri kroski pazarında getirdi oradaki  Karadere vadisinin Araklılı'larıyla tanıştırmak için . Sochi klasik bir yazlık şehri gibidir tek özelliği bitki florası bol başından hiç eksik olmayan, Elbruz dağlarının her mevsim tatlı soğuğu Trabzon'a geldiği gibi sochi'ye de geliyordu. 
Kroski pazarında geldik şoförümüzün ismi Aron 'du pazarda yok yok dahası dil ve kültür anlamında 'da öyle bir tezgahta Azeri diğerinde Ermeni bir diğerinde Gürcü, Çerkez ,Rus ,Özbek,
Tatar, Lezgi ve daha niceleri bir pazardan daha çok Halklar Komsopolu gibiydi binbir çeşit dil kültür ve yaşam . Aron bizi giyim üzerine satış yapan bir reyona getirdi . Oradakilerle Selamlaştıktan sonra Ermenice bir şeyler söyledi bizlere bakarak, ne olup bittiğine anlam vermeye çalışıyorduk hem pazarın hareketliliği hemde yaşadığımız durum açısından . Aile bize bakıp gülerek Türkçe hoş geldiniz dedi;  küçük tabureleri bize uzatıp oturmamız için işaret etti . Biraz uzaklaşıp tekrar geri döndü meğerse kahve sipariş vermiş . Yanımıza oturup tebessüme devam ediyordu Nikita adında beyefendi. Araklı'nın hangi köyündensin ...!!
Marzuba ...!! dedim 
Axo'nun karşısı deyince tebessüme devam etti Axooo diye ünledi.
Sizler Araklı'nın neresindensiniz dedim . 
Parvana   dedi . Şimdiki ismi Pervane dedim. Tebessüm ederek kafasını hafifçe salladı. Kahvelerimiz geldi , sohbetimizde derinleşmeye başladı  dokuz yüz on iki yıllarda ailesi ticaret için Krasnadara geliyor mübadele olunca 'da öylece burada kaldıklarından bahsediyordu . Hem Sochi hemde Krasnador'da ticari hayatlarına aktif  şekilde devam ettiriyorlar  çerkezlerden boşalan köylere yerleşdiklerini Sochi Krasnodar hattında ciddi bir Ermeni ağırlığından olduğunu bahsetmesinin yanında ticaret ,tarım hayvancılıkta'da  hakim olduklarından bahsetti sochi il genel meclisinde dört tane Ermeni  meclis üyesi olduğunu ve bir tanesinin Araklı 'dan olduğunu söyledi. Bizimde buraya işimiz düşerse halledilir dedim  bak hemşerilerimizide bulduk dedim ve karşılıklı gülüştük . Araklı'dan başka  Birilerinin burada olup olmadığını sorduğumuzda , genelde burası Parvana(  Pervane) Ermenilerinin ağırlıkta olduğu söyledi . Axo' köyünün Ermenileri ise Yerevan'da ağırlıkta olduklarını belirtti. Sochi şehrine kahvehane kültürünü Araklı'lı Ermenilerin getirdiğini Ruslar bunlara genelde Çayhane diyorlar. Kahvehane içlerinde eskiden olduğu gibi şimdide satranç,dama ve briç oynandığını hemde günlük fikir alışverişlerinin yapıldığından bahsedildi . Krasnaya pollayana yol üzerinde ki  Çayhanalar( kahvehane) hepsinin Ermenilere ait olduğunu söyledi yolunuz o tarafa  düşerse içmeyi ihmal etmemizide söyledi Nikita amca.
Bizden başka kimselerle oturup tanışma fırsatı buldunmu dedim ..!! 
Nikita amca  Trabzon bölgesi ( Artvin ,Rize ,Trabzon)  çok gelip giden oluyor  tezgahlara ama kimseyle bu kadar net bir şekilde oturup konuşmadık  . Aron sağolasun senin hemşerilerini getirdim deyince  şaşırmıştım açıkçası . Ama çok iyide oldu . Sochi'yi konuştuktan sonra Araklı'yı  konuşmaya başladık. 
Nasıl dedi  Axo'da Aşa ve Foşa Goloşa'da  ve Kizirnos dağlarının tepelerinde yapılan küçük şapeller ve Çan kulelerinin durup durmadıklarını sordu . Ben ise onlardan eser kalmadı ki amca dedim  . Bölgede en önemli yerleşkenin neresi olduğunu sorduğumda Axo ve Parvanadır dedi . 

Axo bugünkü yerleşke olmadığından Konak önünden başlayıp Las'a kadar uzanan bir yerleşkedir dedi ondan sonraki bölüme kondiyan Ağanas ve bifera hanları bakardı en üst kısmında ise Parvana ilgilenirdi .  Merkezleri tek bir yerde değil bir çok alana yayıp  vadinin hareketlenmesi için planlama yapıldığından bahsetti . Axo'nun arkasındaki yerleşkeler ise bugünkü yanbolu mevkiinden bahsediyordu Axo'ya bağlı olan yerler olduğunu söylemişti. O dönemin koşullarında Axo ve Parvana köyleri Karadere Vadisi'nin Batı yakasını her anlamda yönettiğini söyledi. Ticaretin döndüğü alanlar ise Ğahura ve Kaşıkçı   Ağanas bifera paravana hanlarının olduğunu söylüyordu . Konak önü ise daha çok Askeri garnizon yerleşkesi olduğundan bahsediyordu. Hem Sochi hem Araklı üzerine sohbetlerimiz bu yöndeydi. Daha önemlisi bu sohbetimizi Türkçe ile yaptık . Sochi'de Türkçe konuşan çok Ermeni görebilirsiniz. Sohbetimizi edip çay kahveler içilip yemeklerimizi yedikten sonra vedalaştık bu güzel Araklı'lı aile ile.  Ve halen daha görüşüyoruz.Nikita amca ve ailesiyle. Gerçekten bir imparatorluk çöktü hepimiz o enkazın altında kalmıştık.....!!!!

Sochi için klasik bir Rus şehri diyemeyiz.
Ermenisi, Çeceni, Çerkesi, Rusu, Türkü, Abhazı Azeri Türkü, Gürcüsü çok karisik bir yapısı var.
Ermenilerin Türklerle iliskisi genelde çok iyi. 
Portakalın bile yetiştiği bu şehirde ki Dacha'larda Ermeniler Azeri ve Anadolu Türkleri karşılıklı eğlendiklerine şahit olduk.....!!

4 Nisan 2026 Cumartesi

ŞOSE YOLLARIN GÜZELLİĞİ MESTİA



Mestia'nın normal yolu var ,zugdidi üzerinden .Ama ordan gitmek istemedik kutaisis'den dağı aşıp gitmek bize kestirme göründü ,hem aynı yolu iki kez geçmek zorunda kalmıyorsun hem Tskhaltubo kaplıcalarına girmiş oluruz .O yol kafkasların 2600 metrelik bir geçidini aşıyor yol varmı yokmu o belli değil gerçi ,adamakıllı karayolu haritası yok.Bir kaç kişiye sorduk bilen çıkmadı .Felaket bir yoldu yol demeye bin şahit araba yutan cinsinden.Çukurlar yolu yarıp geçen dereler.Köyler terkedilmişti .Bir kaç insana rastladık, onlarda bize tuhaf tuhaf bakıp sırt döndüler. Ama manzara ne manzara..! Önümüz sağımız solumuz dörtbin küsür metrelik karlı dağlar . Bahar ayı gelmiş çayırlar azmış deliler gibi çiçekler açmış adım başı sular çağlıyor in yok cin yok heheyt..!!  
Sonunda bir yerde dereyi geçerken vites kolu elimizde kaldı..!! Yürüyeceğiz dedik mecburen ;geri dönmek yok hep ileri...!! Yarım saat yürüdükten sonra çarlık Rusya döneminden kalma bir kliseye geldik.İçeriye doğru seslendik içeriden bir papaz çıktı yüzünde ürkek bir ifadeyle bize baktı bizlerde Araba bozuldu Araba "chemi ziba" diye ünledik . Durgun ifadesini bozmadan.
" Nyet "gidin burdan "Nyet "gidin burdan ünledii..!!
Haydaaa bu dağın başında ne yapayacağız şimdi ..!!
Öyle aval aval bir saate yakın oturduk klisenin duvarına yaslanarak ,galiba bize acımış olsa gerekler ki dört veya beş tana klise görevlisi olan kadınlar geldi . Ayağa kalkarak onlara Gürcüce selam verdikten sonra araba bozuldu araba sesli şekilde dedik onlarda yine papazlar gibi gidin burdan "Nyet " Telefon numarası istiyoruz çekici için diyoruz "Nyet" gidin burdan bir türlü anlaşamıyoruz yirmi dakikamiz böyle geçti sonra aralarında bir şeyler konuştular Gürcüce değil swanca konuştular galiba bizim halimize acımış olacaklarki içlerinde birisi 
Bicoo şhen kartoli isi?
Ara Ara kalbatono Turguli isi ...!!
Aaaaaaaa shen sadauri..!! Trabzon deyince 
Aaaaaaa Haraşow, Lamaziii Trapezunta Kartoli midi modi midi mini dedi gülerek chemi ziba ..!
Gayıhari kalbatono chemi ziba dedim ....!!
Swanca 'dan Gürcüceye döndük. 
Açmısınız dediler bizde evet dedik .....!!
Sovyetler döneminde kalma Dağcıların kaldığı küçük eski motele götürdüler bizi içeriye giridiğimizde yeniye dair hiç bir şey yok bildiğin 1970 li yılların Sovyetlerine ışınlandık Gürcü Rus ,Özbek, Ermeni, Çerkez dağcıların resimleri eski kupalar, Sovyet dönemi diplomalar , eski parti bazumantları , duvarda Stalinin Gürcistan'a ziyaret ettiği dönem fotoğrafları var. Aç mısınız? Evet deyince zaman tünelinden geçer gibi mini restorant bölümüne geldik yemek yiyeceğimiz çatal kaşık Rus pazarlarında satılan orjinal gümüş takımından tabak çanaklar bile orjinal baqü porselenleri zaman geriye sarıyor gibiydi
Mestia'da dağ başında bizden başka bir kaç kişi vardı onlarda yakın çevrelerden gelen turistlerdi .
Menüde Geyik eti vardı birde Salata afiyetle yedik sonra lobiye geçtik orada araba tamir işleri için bir kaç telefon numarası bulduk ama kimse bu dağ başına gelmeye niyetli değiller ...!!
 Can sıkıntısı karmaşasıyla çözüm üretmeye çalışıyoruz nerden baksan şehir bize üç yüz elli kilometre uzakta arabayı ite kalka motelin önüne çektik. Sıkıntılı halimizden anlamış olacaklarki bize el yapımı orjinal Ermeni kanyağı verdi bir hanımefendi farkında olmadan Türkçe teşekkür ettim ..
 Siz Dürkmusunuz Batono dedi ...!! 
Dejavu gibi bir şey olduk, sabahki olayda..! 
Evet Trabzonluyum'da dedim .....!!
Neresinden dedi böyle gözlerinin içinin hali gülerek....!!!
Araklı( Heraklia) dedim siz nerelisiniz dedim 
 Ben anadolu Ermenisiyim dedi..!! Muş Sasonlu bir Ermeni ailedenim burada çalışıyorum ve Sizlerin Türkiye'den geldiklerini söyleyince size kanyak ikram edeyim dedim ve biraz sohbet etmek istedim karşılıklı gülüştük)))))
General Paskevic döneminde'mi geldiniz buraya dedim .....!!
Hafif tebessüm ve şaşırarak evet dedi ..
Ne yapıyorsunuz burada ? 
Ailem burda Tskhaltubo 'da diğer kısmı Rusya'da dedi ...
Sochi ,Krasnador , Rostow, Novoroski hattındamı dedim ....!!
Aaaaa sen biliyorsun oraları gülerek..!! 
Evet Sochi ve Krasnador'da dedi ...!!
Bizde Mestia'ya gezmeye geldik arkadaşla arabamız bozuldu bu dağın doruğunda tamirci bulamıyoruz arasakta kimse gelmiyor ne yapacağımızı bizde şaşırdık dedim...
 Tskhaltubo'da bildiğin tanıdığın tamirci varmı?

Varsada bizi haberdar edersin dedim gülerek tamam dedi isimlerimizi sorduk Ben Sercan dedikten sonra Yine gülerek Nina cevabını verdi karşılıklı gülüştükden sonra el sıkışarak biz lobiye geçtik Nina'da işlerinin başına geçti.
Usghuli bölgesine daha önce gitmiştik.Mestia ise usghulinin karşı dağı tarafında kalıyordu hem bu bölgelerde ve bizim doğu Karadenize bölgesinde dağ deyip geçmeyin ciddi bir yaşam olayıdır ve ciddi bir zaman olayıdır.
Bizim Xopalı Erdi ile Mestia'nın dağlarını keşfetmek için harita üzerinde çalışmalar yapıyorduk . Tek yabancı turist biz olduğumuz için bölgeyi keşfe çıkacak kimseler bulamıyorduk mecburen kendimiz yaptık. Arabamız tamir edilene kadar burdan bir araba bulup keşife devam edecektik planımız bu yönde yaptık.
Akşam oldu Hava baya soğudu swan dağlarının kar soğuğu teninizi okşuyordu . Dağların eteklerinde ince cılız Tarkovski evreni tadında Sovyetler döneminde kalma odunsu elektrik direklerin'in ışıkları yanıyordu. Boğuk boğuk Kafkas çoban köpeği sesleri geliyor kulağımıza elimizde Gürcü kahvesini yudumlayarak dağların uğultusunu dinliyoruz gerçekten on beş doktora bedelmiş .....!! Nina seslendi...!! Sıeerrrcann ...!! Bulunduğu ilçede bir Ermeni tamirci bulduk dedi yarın gelip bakacak çok teşekkür etmemin yanında karşılıklı minenettarlığımızı da gülerek bildiriyoruk..
Bir imparatorluk çöktü hepimiz o enkazın altında kalmıştık....!!!
 Sabah olunca usta geldi derdimizi anlattık. Dağ başında olduğumuz için ancak üç saatte yapabildik , teşekkür rica minnetten sonra parasınıda vererek yolladık. Motelde bizden başka kimseler kalmamıştı zaten belkide burayı da ilk keşfeden yabancı turist olarak bizlerdik diyebilirim... Nina 'ya bize rehberlik etmesi için ricada bulunduk oda büyük bir sevinçle kabul etti . Yola revan olduk Ayavazovski tadında bir doğa dağların içinde yaşayan envai çesit Milletler o bölge senin bu bu bölge benim arabada Türkçe Ermenice Rusça Gürcüce Şarkılar çalıyor Kafkas oyunundan Horonuna Ermeni koçarisi'ne kadar Oynamadığımız folklorik oyun dinlemediğimiz müzik kalmadı Heheheyt..!
  Tam dolu dolu beş gün mestia dağlarında geçirdik her yerini her köyüne girdik her yaylasını gezdik ve biz oralardayken millet Batuma yeni yeni geliyordu Tifli'si yeni duymuştu. En güzel zamanlarında gezip gördük. Her köyün tarihini swanların örfünü adetini Anadolu'dan gelen Ermenileri burada neler yaptıklarını Kafkas köy hayatının en ince ayrıntısına kadar Mestia dağlarında öğrenmiş olduk. Çok enteresandır Kafkaslarda yayla kültürünü Ermeniler ve Müslüman Gürcüler Azeri Türkler ve Müslüman Kürtler yaşatmaktadırlar. Ha keza Anadolu'da böyleydi durum . Nina ile halen daha görüşürüz Türkiye'den bir isteği arzusu veya hastası olduğu zaman Erdiyle ben yakından ilgileniriz.
Neye niyet neye kısmet diye yola düştüğümüzde böyle bir durum ve olayı yaşadık.... 
Yola çıkmadan hikaye yazılmıyormuş .....!!!

 

1 Nisan 2026 Çarşamba

ABHAZYA DA AYAN KONAKLARI


ABHAZYA DA  AYAN KONAKLARI 

Kafkas halkları antik çağlardan beri yerleşim yeri olarak yüksek yerler seçiyorlardı.  Evlerinin görünümü hala değişmiş sayılmaz.Modern  Abhaz'ya şehirlerinin biraz ötesine geçmenizle, dağların eteklerinde ve tepelerde bu tarz evler ve avlular görüyorduk.
Geleneksel evler, çeşitli dallardan örülen ve çatısı samanla kaplanan evlerdi. Ayrıca örme ve saman çatı tarzı il yapılan küçük bir ev daha yapılırdı, bu ev mutfak görevi görür ve Abhazca "apatsha"diye adlandırılırdı. Apatshaların ortasında Kafkas milletleri'nin özel bir önem verdiği bir ocak olurdu. Orta Çağda, sütunların üzerine tahtalardan "akuaskiya" adı verilen evler inşa etmeye başladılar. Bu tip evlerin çatıları kiremitten yapılır dış cephesi de oyuntulu balkon ile güzelleştirilirdi. Müstakil evinin ana bahçesi bulunurdu .Maddi durumu kötü veya iyi bile olsa  ailelerinin bahçeleri aynı büyüklükte kalırdı.
Bu kadar büyük bahçenin olması, düğün, cenaze, dua ve diğer ritüellerin bahçede düzenlendiğinden kaynaklanırdı.
Müstakil evin bahçesi, arazi düzenine göre genelde dört köşeli, yuvarlak, oval şeklinde büyük bir çayırdı. Bahçede evler, gölge yapan büyük ağaç ya da ağaçlar (gürgen ağacı ya da mevye ağaçları) vardı. Prenslerle soyluların bahçeleri çok daha büyüklerdi. Hatta bahçe içinde başka bir bahçe vardı. İç bahçeye “aşta”, dış bahçeye “amdzırha” denir. 
Prenslerle soyluların bahçeleri, köylülerin bahçelerinden daha büyük olmalıydı. Bazı köylerde prenslerin ya da soyluların oturdukları yerlerde büyük müstakil ev bahçeleri hala bulunabilir. Lıhnı köyünde Abhazya prensi Çaçba’nın büyük avlusu  Lıhnaşta ve asırlık ıhlamur ağaçları bulunur.  Burada toplantılarla etkinlikleri düzenliyorlar. Ayrıca Açandara köyünün merkezinde yerli prens Açba Batı’nın yüzyıllık ağaçlı büyük avlusu Midaraedı bulunur.
Halk kültürünün birçok tarafının değişmesine rağmen  müstakil evleri ile avluları bugün bile geleneksel özelliklere sahiplerdir. Bugün de avlu büyük bir çayır şeklinde olup her zaman çok temiz tutulur. 
Genelde avluda danalar otlanır, diğer hayvanlarla kümes kuşları avluya giremezler. Eskiden olduğu gibi avluda büyük gölge yapan bir ağaç bırakılır, diğer ağaçlar kesilir. Abhazlar, yıldırımın gürgen ağacına asla düşmeyeceğine inanırlar. Hatta konakların inşaatında gürgen ağacını kullanırlar böylece yeni eve yıldırımın düşmesini engelleyeceklerine inanırlar. 

Kafkas Mimarisi ve Ev Yaşamı  konusunda ise 
 Avrupa’da olduğu gibi şehirler yoktur, yegane Karadeniz sahilinde bulunan Sohumkale de şehirleşme vardır. Diğer sahil kısmında bulunan yerleşimler, Nahiye derecesindedir. Umumiyetle evler tek katlı ve geniş bahçe içinde inşa edilirmiş.  Evlerin mimarisi pek sade olur ve umumiyetle koyu renklerde boyanırmış. Giriş kapısı iki kanatlı olup ağır demirden yapılmış kilit bulunurmuş. Pencereler haliyle tek camlı ve sürgülü imiş. Lakin bu tür pencereler muhtemelen Osmanlı’nın etkisi sebebiyle moda haline gelmiş olabilir, zira daha evvelki devirlerde iki kanatlı pencerelerin yapıldığını işitmiştim. Kapıdan içeri girildiğinde uzun bir hol ve bu hol’e açılan kapılar bulunur. Evlerin geniş olmasına dikkat edilir, zira misafir ağırlama kafkaslar'da pek mühim olduğundan, insanların rahat etmeleri bu suretle mümkün olurmuş. 
Abhazya 'da pek çok orman bulunduğundan evler de umumiyetle zemini kargir, diğer katlar ahşap olurmuş.  Bahçelerin bakımına pek itina edilir ve temiz olmalarına bilhassa dikkat edilir. Her ailenin bahçesinde Çınar ağacı ve Ceviz ağacının bulunması hakikaten zaruri imiş, zira Abazalar Çınar ağacı altında toplanır sohbet ederlermiş. Bu manada Çınar ağacı pek değerli imiş.  Avrupa’da ve  Osmanlı da olduğu gibi evler birbirlerine pek yakın inşaa edilmez, aralarında uzun mesafe bırakılırmış. Neden bu sebepten her ailenin kendilerine mahsus pek büyük arazileri olurmuş. Bir Nahiyenin Beyi olan Asilzade ailesinin evi Nahiyenin veyahut köyünde içinde olmazmış. Asilzadeler evlerini umumiyetle bir tepenin üzerine inşaa ederlermiş. Bunların haneleri, Asalet dereceleri mucibince iki katlı ve debdebeli olabilirmiş. Kont derecesine sahip, abaza lisanında Amısta-duğ ünvanına haiz ailelerin köşkleri iki katlı ve pek güzel olurdu.    Zira Lakırba’ların köşkleri Abaza mimarisine sadık kalınarak inşaa edilmişti. Köşkün pencereleri pek büyük ve sürgülü idi. Giriş kapısı iki kanatlı olup içeride pek büyük bir hol bulunuyordu. Yere değerli halılar serilmişti. Holun nihayetinde geniş bir merdiven ikinci kata çıkıyordu. Giriş katında Lakırba beyi misafirlerini kabul ederdi. İkinci katta ise Bey’in zevcesi Amısta-duğ-ha hanım misafirleri kabul ederdi. Avrupai koltuklarda oturulur ve gene Avrupai masalarda yemek yenirdi. Rusya’dan veyahut İstanbul’dan getirtilen mobilya kullanılırmış. 
Abaza prenslerinin köşkleri ise haliyle diğer Asilzadelerin hanelerine nispet daha büyük ve debdebeli dir . Bu ailenin Abaza memleketindeki konakları iki katlı ve pek büyük . Bu konak üç bölüme ayırılmış. Birinci bölümde Prens, Abaza lisanında bundan maada esas Köşk’ün yanında bir de Müştemilat bulunurmuş. Prens köşklerinde pek güzel mobilyalar kullanılır.  Bu konakları ve geniş arazileri elde tutmak için  prens yada Ayan aileler eli silahlı adamlar ve bağda bahçede çalışmak için insanlar gerekliydi.
Abhaz beylerinin  Bağ bahçe işlerini genelde   osetler  yapardı. Oset halkı genelde tarıma dayalı yaşamayı seven toplumdur . Tetikçilik işlerini ise inguşlar yapardı . İnguş milleti genelde  Hayvancılıkla uğraşmayı seven millettir mizaçları oldukça serttir. Silaha düşkünlükleri ile bilinir.  Kafkasların dağ başlarında  devasa hayvan sürüleri otlatan veya bakımını yapan  kimi gördüysek hepsi inguş milletinden çıktı .  Kesme taş yapılı devasa bu köşklerin yanlarında hücre tarzı küçük boylarda Hapishaneler vardı . Buradaki Ayanların yargılama yetkilerinin olduğunuda anlıyorduk . Bu tip durumlar Trabzon Rize bölgesinde'de vardı başka türlü  bu dağ başlarında asayişi ve adaleti sağlanamazdı . Kafkasya'da belkide en çok köşk ve konak bu bölgede  olması dikkatimizi çekti ve klasik köşk dışında bildiğimiz siyasi anlamda yasama yürütme görevlerini'de yapmışlar asırlarca. Modernizmin etkisiyle güçlerini yitirmeye başladı bir çoğu dimdik kale  gibi ayakta duruyor  ciddi bir geçmişin yaşandığı belli oluyordu .

VERHNİY LARS (UPPER LARS)

Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır. Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve...