1 Nisan 2026 Çarşamba

ABHAZYA DA AYAN KONAKLARI


ABHAZYA DA  AYAN KONAKLARI 

Kafkas halkları antik çağlardan beri yerleşim yeri olarak yüksek yerler seçiyorlardı.  Evlerinin görünümü hala değişmiş sayılmaz.Modern  Abhaz'ya şehirlerinin biraz ötesine geçmenizle, dağların eteklerinde ve tepelerde bu tarz evler ve avlular görüyorduk.
Geleneksel evler, çeşitli dallardan örülen ve çatısı samanla kaplanan evlerdi. Ayrıca örme ve saman çatı tarzı il yapılan küçük bir ev daha yapılırdı, bu ev mutfak görevi görür ve Abhazca "apatsha"diye adlandırılırdı. Apatshaların ortasında Kafkas milletleri'nin özel bir önem verdiği bir ocak olurdu. Orta Çağda, sütunların üzerine tahtalardan "akuaskiya" adı verilen evler inşa etmeye başladılar. Bu tip evlerin çatıları kiremitten yapılır dış cephesi de oyuntulu balkon ile güzelleştirilirdi. Müstakil evinin ana bahçesi bulunurdu .Maddi durumu kötü veya iyi bile olsa  ailelerinin bahçeleri aynı büyüklükte kalırdı.
Bu kadar büyük bahçenin olması, düğün, cenaze, dua ve diğer ritüellerin bahçede düzenlendiğinden kaynaklanırdı.
Müstakil evin bahçesi, arazi düzenine göre genelde dört köşeli, yuvarlak, oval şeklinde büyük bir çayırdı. Bahçede evler, gölge yapan büyük ağaç ya da ağaçlar (gürgen ağacı ya da mevye ağaçları) vardı. Prenslerle soyluların bahçeleri çok daha büyüklerdi. Hatta bahçe içinde başka bir bahçe vardı. İç bahçeye “aşta”, dış bahçeye “amdzırha” denir. 
Prenslerle soyluların bahçeleri, köylülerin bahçelerinden daha büyük olmalıydı. Bazı köylerde prenslerin ya da soyluların oturdukları yerlerde büyük müstakil ev bahçeleri hala bulunabilir. Lıhnı köyünde Abhazya prensi Çaçba’nın büyük avlusu  Lıhnaşta ve asırlık ıhlamur ağaçları bulunur.  Burada toplantılarla etkinlikleri düzenliyorlar. Ayrıca Açandara köyünün merkezinde yerli prens Açba Batı’nın yüzyıllık ağaçlı büyük avlusu Midaraedı bulunur.
Halk kültürünün birçok tarafının değişmesine rağmen  müstakil evleri ile avluları bugün bile geleneksel özelliklere sahiplerdir. Bugün de avlu büyük bir çayır şeklinde olup her zaman çok temiz tutulur. 
Genelde avluda danalar otlanır, diğer hayvanlarla kümes kuşları avluya giremezler. Eskiden olduğu gibi avluda büyük gölge yapan bir ağaç bırakılır, diğer ağaçlar kesilir. Abhazlar, yıldırımın gürgen ağacına asla düşmeyeceğine inanırlar. Hatta konakların inşaatında gürgen ağacını kullanırlar böylece yeni eve yıldırımın düşmesini engelleyeceklerine inanırlar. 

Kafkas Mimarisi ve Ev Yaşamı  konusunda ise 
 Avrupa’da olduğu gibi şehirler yoktur, yegane Karadeniz sahilinde bulunan Sohumkale de şehirleşme vardır. Diğer sahil kısmında bulunan yerleşimler, Nahiye derecesindedir. Umumiyetle evler tek katlı ve geniş bahçe içinde inşa edilirmiş.  Evlerin mimarisi pek sade olur ve umumiyetle koyu renklerde boyanırmış. Giriş kapısı iki kanatlı olup ağır demirden yapılmış kilit bulunurmuş. Pencereler haliyle tek camlı ve sürgülü imiş. Lakin bu tür pencereler muhtemelen Osmanlı’nın etkisi sebebiyle moda haline gelmiş olabilir, zira daha evvelki devirlerde iki kanatlı pencerelerin yapıldığını işitmiştim. Kapıdan içeri girildiğinde uzun bir hol ve bu hol’e açılan kapılar bulunur. Evlerin geniş olmasına dikkat edilir, zira misafir ağırlama kafkaslar'da pek mühim olduğundan, insanların rahat etmeleri bu suretle mümkün olurmuş. 
Abhazya 'da pek çok orman bulunduğundan evler de umumiyetle zemini kargir, diğer katlar ahşap olurmuş.  Bahçelerin bakımına pek itina edilir ve temiz olmalarına bilhassa dikkat edilir. Her ailenin bahçesinde Çınar ağacı ve Ceviz ağacının bulunması hakikaten zaruri imiş, zira Abazalar Çınar ağacı altında toplanır sohbet ederlermiş. Bu manada Çınar ağacı pek değerli imiş.  Avrupa’da ve  Osmanlı da olduğu gibi evler birbirlerine pek yakın inşaa edilmez, aralarında uzun mesafe bırakılırmış. Neden bu sebepten her ailenin kendilerine mahsus pek büyük arazileri olurmuş. Bir Nahiyenin Beyi olan Asilzade ailesinin evi Nahiyenin veyahut köyünde içinde olmazmış. Asilzadeler evlerini umumiyetle bir tepenin üzerine inşaa ederlermiş. Bunların haneleri, Asalet dereceleri mucibince iki katlı ve debdebeli olabilirmiş. Kont derecesine sahip, abaza lisanında Amısta-duğ ünvanına haiz ailelerin köşkleri iki katlı ve pek güzel olurdu.    Zira Lakırba’ların köşkleri Abaza mimarisine sadık kalınarak inşaa edilmişti. Köşkün pencereleri pek büyük ve sürgülü idi. Giriş kapısı iki kanatlı olup içeride pek büyük bir hol bulunuyordu. Yere değerli halılar serilmişti. Holun nihayetinde geniş bir merdiven ikinci kata çıkıyordu. Giriş katında Lakırba beyi misafirlerini kabul ederdi. İkinci katta ise Bey’in zevcesi Amısta-duğ-ha hanım misafirleri kabul ederdi. Avrupai koltuklarda oturulur ve gene Avrupai masalarda yemek yenirdi. Rusya’dan veyahut İstanbul’dan getirtilen mobilya kullanılırmış. 
Abaza prenslerinin köşkleri ise haliyle diğer Asilzadelerin hanelerine nispet daha büyük ve debdebeli dir . Bu ailenin Abaza memleketindeki konakları iki katlı ve pek büyük . Bu konak üç bölüme ayırılmış. Birinci bölümde Prens, Abaza lisanında bundan maada esas Köşk’ün yanında bir de Müştemilat bulunurmuş. Prens köşklerinde pek güzel mobilyalar kullanılır.  Bu konakları ve geniş arazileri elde tutmak için  prens yada Ayan aileler eli silahlı adamlar ve bağda bahçede çalışmak için insanlar gerekliydi.
Abhaz beylerinin  Bağ bahçe işlerini genelde   osetler  yapardı. Oset halkı genelde tarıma dayalı yaşamayı seven toplumdur . Tetikçilik işlerini ise inguşlar yapardı . İnguş milleti genelde  Hayvancılıkla uğraşmayı seven millettir mizaçları oldukça serttir. Silaha düşkünlükleri ile bilinir.  Kafkasların dağ başlarında  devasa hayvan sürüleri otlatan veya bakımını yapan  kimi gördüysek hepsi inguş milletinden çıktı .  Kesme taş yapılı devasa bu köşklerin yanlarında hücre tarzı küçük boylarda Hapishaneler vardı . Buradaki Ayanların yargılama yetkilerinin olduğunuda anlıyorduk . Bu tip durumlar Trabzon Rize bölgesinde'de vardı başka türlü  bu dağ başlarında asayişi ve adaleti sağlanamazdı . Kafkasya'da belkide en çok köşk ve konak bu bölgede  olması dikkatimizi çekti ve klasik köşk dışında bildiğimiz siyasi anlamda yasama yürütme görevlerini'de yapmışlar asırlarca. Modernizmin etkisiyle güçlerini yitirmeye başladı bir çoğu dimdik kale  gibi ayakta duruyor  ciddi bir geçmişin yaşandığı belli oluyordu .

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VERHNİY LARS (UPPER LARS)

Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır. Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve...