Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır.
Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve kafkas dağları üzerinde bulunan son derece engebeli sınır kapısı. yılın belli dönemlerinde kar ve yağmur nedeniyle geçişe kapanmaktadır.
Tiflis viladikavkaz yoluna girdik artık başka bir dünya bizi karşılamakta olduğunu hissetmeye başladım .
Arabada uyurken çok şey kaçırmışım hissi uyanıyordukki gözümü açtığımda, bir de ne göreyim yedi metre genişliğinde bir patikada, sağlı sollu dağların arasından geçerken, şöyle bir kafamı, camdan çıkartayım dedim de hemen yanımızda yetmiş metre yüksekliğinde, dimdik tepelerin böyle tam da dibindeki, kar yağınca kapanan bir vadide olduğumuzu gördüm.
Yoldan daha çok patika ,çünkü, asla yenilenmeyen asfalt, tırların tepinmesiyle köstebek yuvasına dönmüştü. ve ben, bu ortamda bile uyumayı başardım.
Tekrar uyandığımda, verhiny lars sınır kapısı 'na gelmiştim yakınlarındaki, kışın kurtların yuva yaptığı, yine asfaltın tırların tepinmesiyle, köstebek yuvasına döndüğü patika bir yolda, 150 metre uzunluğunda, lambasız, ışıksız, kapkaranlık bir tünelden geçerken, resmen mordor'u yaşadım. Gümrükten içeri girdiğimizde tatlı bir sıcak yüzümüze vurmuştu . Dışarıda kar tipiye dönmüştü Tırcılar 'ın hepsi arabalarına yatmaya gidiyordu zaten bu soğukta yapacakları başka bir şey de yoktu . Gümrük en son doksanlarda Avrupa Birliği fonlarıyla yapılmış devasa Kafkas çoban köpekleri olumsuz bir durum varmı yokmu diye sürekli devriye gibi geziyorlar . Kar ve tipi'den dolayı polislerin yuşankaları bembeyaz olmuştu. Bazı polis ve gümrük memurlarının ağızlarında altın dişleri gülünce veya konuşunca görünüyordu. Baya sakindi ortam Gümrük işlerini hallettikten sonra bir kafeterya 'ya geçip polis ve gümrük memurlarıyla oturup çay kahve paskalya çörekleri yedik . Samimi bir ortam vardı. Türkiye'de gelen tırcılardan dolayı çat pat Türkçeyi öğrenmişlerdi . Gümrükte lojistik geçidi çok yoğunluktaydı bizim gibi gezi maksatlı gelen bir kaç Avrupalı turist ve bizler vardık. Gümrükte kışın iklimsel koşullardan dolayı Viladi kafkaza sürekli otobüs hatları yoktu, sadece sabahları oluyordu . Bizde geceleyin Verhniy Lars sınır kapısına geldiğimiz için mecbur sabahı bekleyecektik , gümrüğün hemen dışında eski sovyet tipi köy evleri kapılarının önüne ince cılız bir sarımsı ışıklarla zamana meydan okuyor gibiydi. Pencereden dışarıya baktığımızda kar sürekli yağıyordu hem yakın hem uzakta Kafkas çoban köpeklerinin boğuk boğuk havlamaları duyuyorduk. Sabaha daha iki saat vardı . Kafeterya'daki kasaya bakan inguş bir hanımefendi polit büro ciddiyetiyle hesapları inceliyordu . Ve artık sabah olmuştu gümrüğe gelen ilk dolmuşla viladikavkaz a doğru hareket ettik .
Hayatımın en güzel çeşme suyunu viladikafkaz'ta, sürekli akan sokak çeşmesinden içtim. araç trafiğine kapalı, en işlek caddesinde, lenin heykelinin önünde, yolun tam ortasında, bedavaya saç traşı oldum.
bir kadının elindeki makasla kesilen saçlarımın, akşam rüzgarıyla, şehrin tozuna, toprağına karışarak, vladikafkaz'lı olmasını seyrettim.
Bir kuaför dükkanı, instagram reklamı için yolun ortasına, iki berber koltuğu dikmiş... isteyenleri, parasız traş yapıyordu. Beni kolumdan tuttuğu gibi koltuğa oturttu ne olduğunu anlamadan tıraş olmaya başlamıştım bile saçlarımı üç numaraya ve top sakal yaparak koltuktan kalktım .
Şehrin ortasından geçen terek ırmağı kenarında, "hayattaki en yakın arkadaşım" azerbaycanlı." diyen bir ermeniyle bankta oturup konuştum.
Bu şehirde küçük hostel'de kaldık sayısız insanla tanıştık halen daha irtibatta olduğumuz bir çok inguş oset çecenli dostlarımız var .Hatta içlerinden biri, annesi ev alarak tc vatandaşı olan, bir arkadaştı. üvey babası da türk'tü.
24 saat açık marketinde çalışan, özbek kasiyer ile dost olup Taşkent ve Buhara üzerine konuştuk çok güzel anılarla, Viladi kafkaz şehrinden döndük gitmek için, dolmuşa doğru hareket ettik çok ama çok mutlu bir şekilde yollandım.
Kışın sonunda Vladikavkaz'ın kalbindeki o yeşil ve huzurlu bulvarda bir aşağı bir yukarı dolaştık. Gün griydi; zaman zaman çiselemeye başladı ama sıcaklık dost canlısıydı, bu yüzden tüm bunlar izlenimimizi hiç bozmadı.
Şehre İkinci Dünya Savaşı'ndan etkilenmediği için Prospekt Mira (Barış Caddesi anlamına gelir) 19. yüzyılın sonları ve 20. yüzyılın başlarındaki cazibesini koruyabildiği için şanslıydı. Günümüzün çoğu Rus şehrinde olduğu gibi, son zamanlarda güzel bir şekilde yenilenmiştir ve açık hava kafeleri, hediyelik eşya dükkanları, kusursuz temiz kaldırımları, ilginç heykelleri, cömert çiçek tarhları, yakınlarda akıllara durgunluk veren bir bahçesi ve tramvayı olan rahat konaklarla övünmektedir.
Devrim öncesi bir Rus polis memuru olan Gorodovoi'nin heykeline dikkat edin; bir başyapıt!
Kesinlikle önerilir.
Meşhur Rus edebiyatçısı Mihail Bulgakov kaldığı evi müzeye çevrilmiştir önerilir..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder