Sıradakı Durağımız İran'ın en tarihi kenti Isfahan olacaktı yalnız orada Tebrizdeki kadar Türk yok denecek kadar azdı bizlere bu konuda yardımcı olmak isteyen birilerini aramıştık en sonunda benim ticaret yaptığım Arkadaşın kardeşi Mercanı yanıma alarak Tahran'a doğru hareket ettik. Şehirin girişinde Humeyninin devasa bir resmi karşıladı bizi otagara geçerek gördüğüm kadarıyla zamanın donduğu hava kirliğiliğinin yüksek olduğu insanların yüzünün gülmemesi istihbarat bakanlığının olduğu tek ülke ve tek başkent azımsanmıyacak şekilde kalabalık bir şehirdi Mercanda bizlere açıklamalı bir şekilde anlatım yapıyordu. Otogara gelip biraz soluklanıp tekrardan araca bindik. Tahran’dan otobüsle 7 saatlik yol gelerek otogarda indik: Kaveh Bus Terminali Hostelimize nasıl geçeceğimize internetten baktık. Metro gözüküyordu ancak çalışmıyordu.
Ne yazık ki ingilizce ve Türkçe bilen biri bulmakta zorlandık. Girişte görevli kızlara derdimizi anlatmaya çalıştık. Bekle işareti yaptıktan sonra bir yere gidip geldi. Böylece bizi aldı bir ofise götürdü. Kızın götürdüğü adam adresi sordu ve konuşmaya başladık. Türk olduğumuzu öğrenince özellikle ilgilendi. Tebriz deki bahsettiğim taksi uygulamasını ondan öğrendik. Taksi gelene kadar ağırladı ve elemanı bizi taksiye geçirerek şöföre birşeyler dedi. Hostelimize geldiğimizde taksici bizden para istemedi. Oysa o adam otogarın müdürüymüş ve taksi paramızı ısmarlamış Hostelworld üzeri ayarladığımız Mahbibi Hostel’de kaldık. İsfanan’a bir daha gidersem kesinlikle burada kalırım, Çok güzel dostluklar edindik. Hostelde konaklayan İran’lı Ali Aşur bize kendi telefon hattını verdi ve Türkiye’ye döndüğünüzde kırıp atın simi dedi. Ayrıca bize kendi kullandığı VPN programını yükleyip şifresini verdi. Böylece internet sorunumuzu çözdük. Aşur, Tahran’lıymış ve tanıştığı kızla rahat vakit geçirmek için hostelde kalıyormuş. Bir de Amin Tolouei vardı. O da geçen sene bana instagramdan yazdı. Kıbrıs’ta üniversiteye gidecekmiş ama İran’dan ödeme yapamadığı için benden yardım istedi. Kahvaltıda toplanıyor, akşamları sohbet ediyorduk. Konaklayanla'rdan biriside Muhsin el gölge oyunu sanatçısıymış ve bir akşam gösteri yaptı bize. Instagramdan yazar bazen gelmiyor musun diye. Bu arada bir akşam keman da çaldı Aşur. Hostel sürekli çay ve meyve ikram etti gayet memnun olmuştuk
Hiç vakit kaybetmeden Isfahan gezilecek görülecek yerlere yavaştan başlanmalı sabahleyin ilk durağımız Nahşi cihan meydanı Türkçesi Dünyanın Resmi meydanı farsçası ise imam meydanı idi safevi hanedanlığı 1598 döneminde yapılan bu devasa meydan baş mimarı Bahattin Amili olan Meydanı çevreleyen yapılan özelikle nedenleri din ticaret merkezi yönetimi elinde bulundurmak adına dizayn edilmiştir devasa bir meydan ucu bucağı görünüyormuyordu. Hayatımda ilk defa böyle bir Meydanla karşılaşmıştım, dahası İran'da karşılacağim hiç aklıma gelmezdi. Pekin'deki Tiannanmen meydanından sonra dünyanı ikinci meydanı imiş, 1629 tan beri hiç değişmeye bir meydandı, buradan yürüyerek Mescidi şah camisine geçtik şunu daha iyi anlıyordum artık İranin cami kültürü bizden daha iyi estetik Şah camisi 1611 yılında başlamış bize anlatılana göre 18 milyon tuğla 475 bin çini kullanılmış bu dev yapı 60.000 İran Tümenine mal olmuş 1629 yılında tamamlanmıştır, fakat bitmesine aylar kala şah ölmüştür şunu daha iyi anladım safevi dönemi İslam dünyasına rönesansı yaşatan dönem diyebiliriz iç akustiğinde 49 farklı tonda eko oluşabiliryormuş 12 tanesini insan kulağı algılayabiliyormuş hayret verici bir yapıydı .
Gezimizin ikinci gününde çok merak ettiğim ve isfahan insanınıda yakından analiz edebileceğim yere yani büyük pazara gittik 1.7 km uzunluğunda küçük kubbeli pasajlardan oluşan ve çarşının camiye yakın olan kısmı ise en az 1000 senelik imiş geri kalan kısımlar 17 yy Safevi hanedanı şah Abbas döneminde yapılmış olan bu çarşı Tebrizeki gibi Medrselere dükkanlara çarşılara açılan labirent gibiydi bu pazarda altın işi pek yoktu genelde halı kilim satışı daha hakimdi birde hediyelik eşyalar ve rutin tekstil durumları çevremde Ermenice Kürtçe Gürcüce konuşulanlar duyuyordum, hayli ilgimi çekmişti
nedenini sorduğumda Isfahan Farsiler haricinde yaşayan diğer etniseteli kimliklerde bunlardır cevabını almıştım. Ermeniyi Kürtü anlamıştım lakin Gürcüceye çok şaşırmıştım...!! Çarşıda güzel İran Seylan çaylarını içmiştik şeker yerine kuru üzüm küçük küçük çayın içine sokulan ballarla yudumluyorduk iş yapmayan esnaf ise satranç oynuyordu bu durumda hayli dikkatimi çekmişti...
3.gün 900 yılık islam eseri olan Mescidi cumaya girdik Selçukluların geometri zerafetinden safevi döneminin barok stiline göre dizayn edilmiş müthiş bir yapıydı. Hem müze hemde ibadete açık cami kompleksi gibiydi 20 bin metrekarelik alanıyla İran'ın en büyük camisiydi Nazmimülk ve tacil mülk tarafında iki minare eklenen bir şaheserdi.. Tarihi ısfehan köprülerinden geçip 40 sütun sarayına geçmiştik 2. Şah Abbas döneminde yapılmış havuzlu ağaçlıklı bir yerdi,
zarif sütunlarıyla havadar mekandı bir döneme damgasına vuran yerdi Şahların yerli ve yabancı misafirlerin ağırladığı yerlerdi aynı zamanda eğlence ve baloların düzenlediği yerdi kırk sütunlu saray . Buradan Ermeni mahallesine geçtik Tebrizdeki den daha yoğundu bir Ermeni nüfus vardı ve hiç değişmiyorlardı İran'da bile yapılan tüm tarihi binaların hanların mimari veya ustası Ermenilerdi zanaatkar bir milletti , İran'da da sadikiye milliye idiler. 1. Şah Abbas döneminde Isfahana yerleşmişler bir dönemler 42 binin üzerinde nüfusu olan bu mahalle şimdi 5 binin seyrinde bir nüfus vardı bunlara ait ermeni mezarlığı ve klisesi birde görkemli şekilde bank katedrali vardı 1648 ve 55 yılları arasında şah Abbas desteği ile yapılan bu yapı özelliği ise içinde renkli çini gibi İslami malzemeler ve süslü Hristiyan freskoları birleşince ortaya ortaya göz kamaştırıcı ve çok güzel bir eser orta çıkmıştı... İsfanda geçirdiğimiz dolu dolu üç gün oldu Zagros dağları eteklerinde zayende nehri kıyısındaki şehirde ağaçlı geniş güzel bulvarlar Pers bahçeleri köprüler saraylar camiler çarşıdan otele dönen yerler ile müthiş bir şehirdi hem ferah hemde pitoresk hava katmıştı bize buradada geleneği bozmadan akşam yemeğimizi şehrin en gözde yerinde Nagesh jahan Resturanttında yedik vitraylar tahta oymalar ve ayna işçiliği ile rüyamsı bir ortamda çorbalarımızı içtik kebablarimizi yedik güzel Pers müzikleri eşliğinde........
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder