14 Mayıs 2026 Perşembe

KUZEY OSETYA ÖLÜLER KÖYÜ

Kuzey kafkasyanın her şehirini gezip dolaştık. Hazar kıyısındaki Mahaçkaleden tutun Grozniye kadar  Nhakçikten tutun Viladaki Kafkasa kadar,  birden fazla kimliği yaşamı inanışı gördük.İnanış anlamında içlerinde beni en çok etkileyen şehir ise Mahaçkale oldu aynı kimlik üç ayrı inanca sahipti.  Kafkaslar'daki kimlik bizim Anadolu'dan daha çok kaotikti, yüz elli ye yakın kimliğin olduğu bir bölgedey'dik ve bu aynı zamanda Yüz elli yaşam demekti . Ortodoks bir inanış  hakimdi hem İslam'da hem Hristiyanlıkta .   İkiside çok katıydı , bu sadece inanç kaynaklı değildi tabi yaşam tarzlarıda etkiliyordu.  
               Gelecekte çok önemli bir  bölge olacağı sinyallerini şimdiden veriyordu  havasal koşullar olsun  yaşam koşul'ları olsun  ve değerli maden yatakları olsun orta asya ve güney Kafkaslara  inmek açısından çok strejik bir yerdi. Kuzey Kafkasya   ve tarihi bir anlamı olan bölgeydi.
Kendi yaşadığımız şehir Trabzon kültürünün ciddi oranda bu bölgeden geldiği kanısına hakim olduk. Konuşurl'erken cümlenin sonuna  "Da" eki koymaları  hızlı ve hareketli konuşmaları  kendine has bir yaşam tarzı olmaları girişkenlik anlamında'da bizim bölgeyle aynı cesarette olmasıda dikkat çekiciydi . Yemek kültürü açısından daha sade ve lezzetli yemekler olması dikkatimi  çekmişti.  Bir eti haşlanıp Baharatlanıp yenilmesi gibi  lüks Resturantt'lar haricinde yediğimiz yemekler özellikle şosede sade ve baharatlı ekşi mayalı ekmekle birlikte idi .  Halk içindeki Sohbetlerimizde Trabzon'da geldiğimizi duyanlar daha sıcak kanlı davranıyorlardı.
Kendinden'miş gibi görüyorlardı ; evlerine davet ediyorlard,ı kimi yerlerde yada çay veya kahve bazende vodka ısmarlıyorlardı.  Geziler esnasında bu bölgeler küçük motelleri tercih ediyorduk çünkü daha çabuk hareket edip her yeri görmek açısından ve bazen taşrada iki gün boyunca kalıyorduk bu durumada fazlaca yararı oluyordu.
Kuzey Kafkasya dünyası  değişmeden görme imkanımız olduğu için mutluydum.  Modernizm buraya girdiğinde biz çoktan eskileri kayıt altına almış olacaktık.  En son görecek olduğumuz yer ise Kuzey osetyadaki ölü evler ve terkedilmiş köylerdi.
       
 Viladikafkastaki otelin lobisinde oturuyorduk rehberimiz ibrahimi bekliyorduk, kuzey osetyaya gitmek için orada kalacağım gün boyunca her şeyi ayarlamıştık , bir anda İbrahim belirdi hiç vakit kaybeden yola koyulduk  üç buçuk saatlik yolun ardında Kuzey osetya merkeze geldik   çok dağlık ve florası zengin bölgeydi  . Gezip görecek olduğumuz yerlerin tam orta alanında eski Sovyet yapımı bir motel vardı rezervasyonumuzu yaptırmıştık kalma problemi'nide çözmüştük . Lada tipli 4 x4 model jipi kiralayıp yola koyulduk. 
Azığımızıda almıştık  yollar tek yönlüydü ama bakımlıydı.   Akşam üzeri motelimize varmıştık,
lobide  genelde osetler oturuyordu,  gündelik işlerden bahsediyorlardı,  akşam yemeğinden sonra dinlemeye çekildik sabah erkende kalkıp tarihi oset  ölü evleri köylerini gezececektik .  
   
2860 Kız dağlarının eteklerinde Stabilize ve yamaç bir yoldan  Dargavs köyüne girmiştik girişte Dargavs sülalesinin yaşadığı bir ölü eviyle  karşılaştık köyde, Dargavs  sülalesine ait bir kule vardı gelecek saldılarıları önleyecek şekilde yapılmıştı zamanın durduğu ve eskinin bugünkü hâliyle tekrardan yaşadığı yerdi.   Uğultuları hissediyorduk ,  kafkasların piramitleri ve şifresinin  çözüleceği yer gibiydi  . Ölüm evlerinin bekçisi olan 60 yaşındaki Badtiya'te bize eşlik ediyordu anlatımlı  şekilde 14. Yy toprağa duyulan ihtiyaç nedeniyle fazla yer tutmaması açısından  kule şeklinde mezarlar yapıp buralara gömmeye başlamışlar daha sonra  1783 ve 1831 yılları arasında veba su çiçeği kolera gibi salgın hastalıklardan dolayı dahada artmış mezar yapımı salgında öyle bir hal almaya başlamışki  salgın hastalıklar yakalanan bu kulelele çekilip kendi mezarını yapıp ölümünü beklemeye başlarmış  sonunda salgın öyle bir hal almışki gömecek kimse kalmamıştı . Bu köyde 95 tane mezar bulunmaktadır bunların 30 ,u zengin ailelere 65 tanesi ise yoksul ailelere aitti  ölüler köyünün yer üstü kabirleri ise yarı işlenmiş büyük taşlardan yapılmıştır kademeli piramit şeklindeki çatıları gökyüzüne ulaşır yer üstü mezarlarında 3 veya 4 kişi yanyana gömülecek şekilde yapılır.
Ortalama 1.30 ve 1.40. boyundadir.  Her katın kendine ait geçiti vardır sürmeli ağaçtan yapılan  kapılar kullanılmıştır.   Bu kapıların ardına ölüler defnedilmiştir . Duvar yükseklikleri ise 6.5 metre ve 10 metre arasında değişiyordu ,bazı cephe duvarlarında İslam geleneklerine göre yapılmış  nişler ( duvar gözleri) de vardı .

Osetlerde o dönemde pagan inancı hakim olduğu için ölülerinin bir kısmını eşyalarıyla bir kısmınıda battaniyelerle gömüyordular. Ölülerin çenelerini ve kafaları bantlarla sarılarak sadece ağız ve göz kısmı açıkta bırakılırdı.  Rehber Badtiya'te günümüzde  ölüm evlerinden çıkan kumaş parçalarına giysi kalıntılarına  çeşitli ev eşyalarına rastlamak mümkündür diye bizlere anlatıyordu,  halen daha geldiğimiz yerin ne olduğunu idrak etmekle meşgulduk ,sessizce her yeri analiz ediyorduk,  ölü kentinde gezimize devam ediyorduk, rehber sürekli anlatıyordu cesetlerin saçları tırnakları bugüne dek yok olmamıştır ilginç bir detay olarakta kafataslarında soğuk ve sıcak silahların izinin yanında  Ameliyat izlerinin görülmesidir dedi hayret bir şekilde bakmıştık bu ameliyatlarin o dönemde yapılması inanılmaz bir şeydi    hava kararmasına az kalmıştı,  hayret verici durumdan yemek yemeyi bile unutmuştuk.  Kafkas piramitlerin en önemli ve en büyük Aristokrat olan bir Dargavs köyünü görmüştük  Gelecekte tarihin akışına yön verecek olan bir yer olacaği hiç şüphesiz   .
     Stabilize yollardan motele geçtik açlığımızı hissetmeye başladık yavaş yavaş  menüde ise bol baharatlı haşlanmış at eti ve yanında bir baş soğan ve içecek olarakta  Armut suyu vardı.  Hayatımda ilk defa at eti yiyordum, sert ama güzel bir tadı vardı, otantik kapların içinde veriyorlardı motel zaten bir iddiası olmadığı için sahibi istediği yemeği kendi zevkine göre yapabiliyordu.  At eti yemek osetya'da gayet  normal bir davranıştı orta asya kültürü hakimiyetinden geldiği belliydi  baharatlı şekilde çok lezzetli olmuştu yemeğimiz yedikten sonra uyuduk sabah erkenden Hristiyan köyü olan digorayı ziyarette gittik  köyün bir kısmı 18 yy kalma diğer kısmı ise günümüze aitti  kesme taşlarla yapılan eski Ortodoks kilisesi yarı yıkılmış halde duruyordu, diğer yakada yeni yapılan eski benzetilerek yapılan klise işlevdeydi , yıkılan klisede   Hz isa ikonasi ağzı açık şekilde göğe doğru bakıp dua ediyor gibiydi metruk kilise çevresinde ise tahtalardan yapılan haç işaretli mezar maşatları vardı kimisi ayakta kimisi yıkılmış tarzda idi , sokaklarda çapraz şekilde dizilmesine dayalı oset mimarisi  halen daha ayakta idi , öğlen yemeği için bizi davet oset köylüler  masada kızarmış kuzu eti salatalar mezeler ve ve içkiler vardı.    En başta duran büyük şef konuşmaya başladı ; bizse sessizce eşlik ettik kadehimizi bizim gelmemiz şerefine kaldırıp 15 dakika konuştu konuşma bitince kadehlerimizden bir duble alıp hafif  atıştırdıktan sonra yanındaki konuşmayı ele almıştı öyle öyle derken sıra bize gelmişti bizlerde minnet ve teşekkür ettikten sonra  neden ve niçin geldiğimizi anlatıp yemekleri için teşekkür etmiştik 3.5 saat yemek merasiminden sonra motele geri döndük.   Osetya piramitleri gezimizi bitirmiştik.   2 gün dolu dolu köylerde olmuştuk  . Bu akşamda kasabada güzel bir oset düğünü olacaktı  ona katılmak ve  kültürünü yakından görmek istiyorduk .

 Digoradaki alkollü yemekten sonra biraz mayhoş olmuştuk  alkol kokmamak için düğüne giderken naneli sakız atmıştık ağzımıza  düğün osetya'nın önde gelen Budaev sülalesinin düğün idi akraba  içi bir   ve kırda yapılan yemekli düğündü  geleneksel tarzda giyilen kıyafetler daha ön plandaydı;  kadınlarda erkek ise kravatsız takım elbise giyinmişlerdi ve çoğuda sakallıydı.   Oset kadınları oldukça güzeldi, Kafkaslarda en güzelleri bile diyebilirim  çok güzel lezginka oynuyorlardı,  hafiften burnumuza el yapımı vodka kokusu geliyordu kuytuda içiyordular ,sesli konuşup iştahlı şekilde gülüyorlardı. Genç erkekler ve kadınlar  Lezginka oynarken kendilerini karşı cinse gösteriyordu  kır düğünü olduğu için gelenin  ardı arkası kesilmiyordu. Küçük kasaba'lılar  olsun köylüler  olsun  düğünden daha çok bir şölen havasına dönüşmüştü  artık yorulduğumuzu hissettik motel'e geri döndük  odamıza çekilip bir kaç tatlı sohbetten sonra  dünya gözüyle kuzey osetya'yıda görmenin mutluluğu vardı. Bizde tanrı'ya şükrederek uyuduk  sabahleyin viladikavkaz'dan tren yoluyla sochi'ye hareket edecektik oradan gemi yoluyla Trabzon'a eve varacaktım yol iki  gün sürmüştü....



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

BENİM GÖZÜMDE YEREVAN

Vodka kokulu kompartumanlı Trende  gecenin karanlığında Ermenistan sınırına yaklaştık,  tatlı bir koşuşturmaca vardı . Ağızlarda...