Staj için sochi riveriasında bulunuyorduk . Araklı'lı arkadaşım Gökhanl'a birlikte . Okulda staj için bizim ülkenin klasik ege Akdeniz sahillerinde 'ki tatil yerlerine veriliyordu hiç istemiyordum .
Daha önce İzmir'den tutun Hata'ya kadar o kıyı şeridinde gezip görmediğim yer yoktur tatil için güzel ama bir türlü bana göre olmadığını anlıyordum ,hocamıza başka yeler yokmu diye sorduğumuzda varda sizde dil varmı dedi neresi diye sorduğumuzda sochi Abhazya arasındaki kızıl bayır kasabası var orada'da veriliyor ama öyle bizdeki gibi ultra lüks ve klas yerler değil dedi klasik üçüncü sınıf moteller dedi . Madem üçüncü sınıf motel bizimde dil bilmemize gerek yok dedik orada öğreniriz dedik eeeee yani gibisinden kafa sallayıp istiyormusunuz peki ?Hemen yaz bizi hocam dedim neyseki tüm işlemlerimizi yapıp yola revan olduk .
Gökhan'la deniz yoluyla sochi'ye oradan Rustik bir Trenle kızılbayıra geçtik staj için çalışmalara başladık. Artık ortama alışmıştık dilde öğrenmeye başlamıştık ; nedensizce mutluyduk burada olmaktan ve yazları serin geçen bir yerdi Kafkas karışımı turistlerin uğrak yeriydi ve güzel vakit geçiyorduk . Stajın bitmesine az bir zaman kalmıştı , bir yerleri keşfetmeye gitmek istiyorduk . Neresi olur ? diye sağa sola bakınırken birden dikkatimi çeken Swanlar bölgesi oldu küçükcük bir bölgeydi. Lakin Swanlar Gürcistan'da idi demek burada'da, var dedim ama kültürel olarak benzermi diye düşündüm Swanlar Kafkas milletlerin halen daha inanış yönünden paganlığını koruyan halklardı ve en şosede bir yerde idi zaten Kafkasların bir çok yerini girip çıktığımız için bu küçük yeride görmeden gitmeyelim diye karar aldık .
Üstümüze kalacağımız gün kadar giysi alıp kiralık aracımızlab yola revan olduk . Tahminlerimize göre bir buçuk gün yolda oluruz sarp geçitlerdende geçeceğimizi biliyorduk. Sabaha doğru viladi kavkazın sarp ve belkide kimsenin bilmediği köylerden geçiyorduk, ama böyle bir güzellik yok kartpostal gibi her karesini kaçırmamak çalışıyoruz gözlerimizle adeta mest oluyorduk gün iyice ağarmıştı ıssız köylerden geçiyorduk evler harabe olmuş kendi kendine yıkılmaya başlamış terkedilmiş yerlerdi sanki bizden önce cidden bir şeyler yaşanmış okul duvarlarında eskimiş orak çekiç amblemleri ve bahçede direkleri paslanmış kale direkleri vardı tahminlerimize göre Sovyetler Birliği tasfiye olduktan sonra buradaki köy ahalisi burayı terkedip metruk bir şekilde bırakıp gitmişlerdi. Acaba hangi millet yaşıyordu diye soruyorduk birbirimize.
Normal yol bitmişti patates tarlasına benzeyen üstlerine küçük Gölcük oluşturmuş stabilize yoldan devam ediyorduk ama çok heyecanlıydık' ta yeni yerler keşfediyoruz diye ,bir anda eski Sovyet yapımı orta boylu spor salonun önünde aracımız arıza yaptı hayyy aksii...!!
Eee şimdi bu dağın doruğunda ne yapacağız dedim Gökhana tatlı bir telaşe sağa sola bakıyorduk dere yatağında sakalları kırçıllaşmış bir çoban gördük yanına gidip bir şeyler anlatmaya calışsak'ta çobanda zaman durmuş gibi bize bakıyordu ve Nyet Nyet Nyet ...!! diyordu. Meramimızı anlatalım dedik Nyet gidin buradan diyordu haayyy bu şosede çattık dedik arabaya doğru gittik arabanın çevresi oradaki ahali tarafından sarılmıştı bizleri görünce tatlı bir telaş içinde arabaya ne olmuş dediler. Bizde anlamadığımız için yardım bakıyorduk sağdan soldan dedik grubun içindeki bir Ermeni usta arabadaki sorununu inceledi havada kararmak üzereydi eski bir Sovyet manganası ( kamyonet) üzerinde gelen kişiler vardı tarladan evlerine gidiyorlardı, içlerinde Rambo kılıklı bir herif kamyonetin kasasından indi nedir ne değildir diye yanımıza geldi taşrada bu tip olaylar oldum olası önemlidir neyseki şükürler olsunki yaptık hoş beş teşekkürden sonra nereye diye sordular bizde buradaki Swan bölgesine gezmek için geldiğimizi dedik arabamızı tamir eden sarkis onlar burayı terkedeli yıllar oldu Nasıl yani ? Sovyetler dağılınca onlar ata yurtlarına geri döndü bir çok millet gibi sadece isimleri kaldı burada dediler bizde şaşırmanın yanında peki neresi orası dediğimizde öz önce geçtiğiniz yerdi terkedilmiş harabe köyler olduğunu söyledi .
Her işte bir hayır vardır kelimesinin vücut bulmuş halini oradan hem yaşadık hemde anladık arabamız bozulmasaydı. Devam edecektik şoselere doğru Allah bilir hangi akıbet bizi bekleyecekti . Hava kararmıştı köylüler bizi misafir etti klisenin misafir odasında yemeklerimizi yiyip çaylarımızı yudumluyorduk Müslümanlık ve Ortodoks Hristiyanlık üzerine saatlerce sohbet etmiştik sabah sarkis usta bizi evine davet etti kahvaltı için gittik. Anadolu kahvaltı kültüründen farkı yoktu bu dikkatimizden kaçmadığını belirttiğimizde bize dedeleri'nin Bitlisten geldiğini söyledi ve evinde Türkiye televizyon kanallarını izliyorlar ve bazen sochi'ye gidip oradaki Trabzon ve Artvinliler'den Türkçe gazete dergi alıyordu. Tarihi geçmiş olsada her satırını dikkatle okuyordu ve epeyde biriktirmişti Seda sayan hayranıydı hayat böyle bir şey işte ne umuyorduk ne bulduk Swan bölgesi diye yola çıktık kısmetimize. Bitlisli Sarkis çıktı ayrılırken ona Trabzonspor yağmurluğumu hediye ettim daha sonra sochi'deki uğradığı yerlere epeyce Dergi ve gazete tedarik ettim tarih bilim magazin gezi yazıları olarak Dedelerinin Topraklarının modern zamanlarında neler döndüğünü öğrensin diye .......
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder