10 Mayıs 2026 Pazar

KAZBEGİ


Sonbaharın tenimizi okşadı'ğı  akşam saatlerinde  kazbegi 'ye varmıştık.  Kendimizi bir anda  1970 li yılların Türkiyesinde bulmuştuk.  Zaman çok yavaş ama hissedilerek geçiyordu. Bu 1500 nüfuslu kasabada alt yapısı doğru düzgün yapılmamıştı .Stabilize yollarda çukurlar çoktu hafif bir yağmurda öbek öbek gölcükler oluşuyordu.  Devasa büyüklükte Kafkas çoban köpekleri  çevrede dolaşıyordu.  Hayvancılığa oldukça ilgi büyüktü bazen ahırlar yetmiyordu. Hayvanları'nı dışarıda yatırıyorlardı.Geceleyin bir şey olmasın diye boyunlarına çıngırak takıyorlardı , Ses uzaklaştırsın diye .Beş bin rakımlı kazbegi dağına senenin ilk karı yağmıştı kar soğuğu esintisi suratımıza çarpıyordu. Hizmet sektörü oldukça aksak olduğunu önceden bildiğimiz için Trabzon'dan götürdüğümüz kalandar çöreklerini demlediğimiz çayla afiyetle yedik gerçi çayımızı'da  Trabzon'dan götürmüştük . Aparatlıklları yedikten sonra odaya çekilip , dinlenip dedik  televizyonu açtığımızda yarı Rusça  yarı gürcüce  TV kanalları vardı. Kazbegi  tam üst sınırda olduğu için iki ülke televizyonu çekiyordu; keza Trabzon'dada böyle oluyordu.  Yorgunluk nedeniyle temiz havada eklenince hemen uymuşuz.Sabah erken kalktığımızda  motelin önünden büyük baş ve küçük baş hayvan nahırları geçiyordu. Oldukça kalabalıktı tam bir pastoral hayatın kendisiydi şolohov romanları tadında,  ufak bir atıştırmalıktan sonra  Dört çarpı dört model Rus Lada Samara tipli jiplerinebinip kazbegi dağına doğru tırmanmaya başladık.  Stalbililze yollardan az ileride axal tsakali  bölgesinden,  Bursa'dan kalkan Nçalcik yolcu otobüsü Rus tipi asfalt yoldan  gidiyordu. Vakti zamanında bende gitmiştim Nçalcike , o tip otobüsle  dağı tırmanıyorken küçük küçük şapellerin önünde durup hem imanımızı tazeliyorduk, hemde manzara eşliğinde sınır boyu dizilen  oset köylerini izliyorduk . Kazbegi ahalisi  dağlardan yemeklik bitkiler topluyordu. Bu duruma şahit olunca aklıma ninelerimizin yayla günleri gelmişti,  bu tip bitkiler için ilaç şirketleri'de Gürcistan hükümetiyle anlaştıkları gibi magazinsel bir duyum almıştık ne derece doğruydu bilemiyorduk.    Dağlardan çıkan pınar (puğar) kardan su içmeyi ihmal etmiyorduk . Mevsim yüzünü kışa döndüğü için soğuk hafiften ısırıyordu bizleri , kazbegi dağına keşfetmenin hazzı paha biçilmez idi , her tarafta devasa haç işaretleri koyuluyordu , bu tip işaretler Sovyetler döneminde yasak olduğu için blok dağılınca iman tazelemek için gözümüzün gördüğü herye haç işareti ve küçük şapeller dikiliyordu. Bazende keşis tarzı adamlar dağın eteklerinde ellerinde tütsü ile gezip incilden dualar okuyordular . Enteresan gelmişti bana ; Ortodoks dininde bunlar olağan şeylerdi. Gözümüzün alabildiği her yer hayvan doluydu.  Neredeyse koyun sürüleri binlerle sayılıyordu. 
Sigara içmekten bıyıkları sararmış çobanlar bizlere selam vermeden geçmiyordu.  Azıklarını yanında taşıyordular.  Dağlarda küçük küçük kelif tipli yerlerde duruyorlardı. Elektrik  alt yapısı yeni yeni geliyordu.  Bu kadar gezip analiz ettikten sonrasında  aracımıza binip kasabaya döndük  motelimize yerleşip akşam yemeğinde güzel bir kuzu kavurma yedikten sonra  çayımızı pastalarla yiyip içtikten sonra ,uyku moduna geçtik,  geceleyin uzaktan gelen Kafkas çoban köpeği sesleri  ve inek çıngırakları bizlere ninni gibi geliyordu ....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VERHNİY LARS (UPPER LARS)

Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır. Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve...