10 Mayıs 2026 Pazar

2014 SENESİNİN TİFLİSİ

Ayak ve vodka kokulu otobüsün içinde patates tarlası gibi olan yollardan, kumaş pantolon giymiş, rugan ayakkabı içine siyah çorap  ,kapotun üzerinde uzun parliament sigarası alıp yakan şoför yanında termosta çay  serin bir ilkbahar gecesinde Tilfise doğru gidiyorduk . Yolcu otobüsünde yollar kenarlarında ehil domuzlar otluyordu.  Çevrede Sovyetlerden kalma terkedilmiş eski dinlenme tesisleri  poti yol ayrımından sapınca   ağaçlara karşı orkestrası şefliği yapan ve sesli sesli şarkı söyleyen  akli dengesi yerinde olmayan birisi otobüsü görünce sesli sesli  ,Gürcüce,  MOMEDE MOME  diye ünleme yaptı. Şoför hiç aldırış etmeden yoluna devam etti.  Haşuri virajlarını yaylana yaylana geçiyordu.  Vani kasabasının yol ayrımından  düz yola saptık Gori üzerinden Tiflise girdik  sağ tarafımızda esinTiflis (Miçkheta) tüm  resitaliyle duruyordu. Şehire girerken bizi kral Davidin heykeli karşıladı. Otobüs içinde kadınlar gürcüce nerde inceleklerini söylüyordu.  Muavine şoför ise Kendi kendine Davay Madam Davay Madam diye ünleniyordu.  Sessizce kura nehrinin iki yakasına serpilmiş şehir tüm güzelliğiyle bizi karşıladı. Sovyet ve Çarlık döneminde kalma çok güzel binalar vardı Ortaca'da inip yürüme jharden (Barlar sokağı) ın üst kesiminde bulunan eski Sovyet motelleri'nin birinde kayıt yaptırmıştım. Burasının güzelliği şehrin her tarafa yakın olmasıydı  güzel bir yemek yedikten sonra   az ileride sinagog'a uğradım kapısının önünde Kafkas Yahudileri toplanmış konuşuyorlardı. Yanlarından içeri girmeye çalışırken  nöbetçi Azeri yahudi abi nereye dedi .Türk olduğumu anlayınca elini çabuk tut kapanmadan gör dedi. Teşekkür edip  sinagogu gördükten sonra bahçede Azeri yahudi abi ile biraz sohbet ettik.Kafkaslar ve Hazar imparatorluğu üzerine gayet verimli ve tatlı sohbetten sonra izin isteyip Gürcistan'ın en büyük klisesi olan Samevaya doğru yol aldım  sameva eski Ermeni mezarlığının üzerine inşa edilen bir klisedir Tiflis'in  Doğu yakasının üst kısmı Ermenilerin yoğun yaşadıği yerdir.Samevada bu mahallenin içindedir. 2005 yılında yapılan bu devasa Ortodoks yapı  tüm ihtişamıyla Tiflisi  ayaklarının altına alıyor içinde klise kapana'na kadar  ilahiler çalıyor , incilde Hristiyanlığın  nasıl yayıldığını anlatan gravurler kilisenin duvarlarinda frenksleşmiş durumda idi sadece çok ilginç olan ise bir Frenks vardı Stalini kutsayan papazlar  dı dikkatimden kaçmamıştı, hafif tebessüm etmiştim samevayı gördükten sonra Tiflisin meşhur ikinci caddesi olan marjanaşvili caddesine gittim, genelde Türklerin işletmelerinin yoğun olduğu cadde idi. Çarlık Rusya döneminden kalma güzel yapılar  caddeye yayılan Türk yemek kokuları Şehrin olmazsa olmazı Tiflis metrosu Sovyetler döneminde yapılma barlar cafeler  magazin yerleri  burada Akşam yemeğini yiyip çay kahve içdikten sonra taksiyle otele döndüm geceleyin yolda geçirip sabah tura başlamak hayli yormuştu. iyi bir uykudan sonra  aparatif bir kahvaltıdan sonra yürüyerek Tiflisin  kalbi olan meşhur Özgürlük meydanı geçtim  devasa özgürlük anıtı bizi Karşıladı  Gürcü kralı Gorgasali'nin  ejderha öldüren altın varankli heykeli üstünde tüm haşmetiyle duruyordu.  Buradan Meşhur Rustaveli caddesini giriş yaptık  1910 larda yapılan bir cadde burası asıl ismi Erivan meydanıdır, daha sonra Rustaveliye çevrildi  1910 İstanbul'dan sonra En çok Ermeni nüfusunun yaşadığı yer Tiflisti, Ekim devriminden sonra durumlar değişti.   Çarımsı tarzı binaların arasında şehiri izlemek hayli keyif vericiydi  Cadde üzerinde Gürcistan millet meclisi vardı  Önünde iki tane polis duruyordu  burayıda gördükten sonra az ileride küçük küçük opera binaları tiyatro binaları vardı onların karşısında Tiflisin en meşhur kafeteryası Marco poloda mola verdik .   Güzel bir Medovik Rus pastası  çay ve borjomi maden suyu siparişi verdik  Rustaveliyi uzun uzadı' ya izliyorduk  devasa çınar ağaçlarının altında  buradaki dinlenmemizi yaptıktan sonra Cuma camisine geçtik çevresinde görevli Azeri Türkleri vardı cami dış yapısı güzel içi ise sade idi camiyi gezdikten sonra görevli bize çay ikram etti çayımızı içerken Gürcistandaki Kafkas Türkleri üzerine epey sohbet etmiştik  Gürcistanin en önemli azınlık halkı AzerbaycanTürkleri olduğunu öğrendim.  Mecliste temsil yetkisi vardı , bir çoğu ticarette hayvancılıkta oldukça Gürcistanda iyi konumda idiler. Bunları öğrenmem ve duymam milletim adina gurur verici bir şeydi.  Çay sohbetimizi yaptıktan sonra eski tarihi yapılan arasında asma merdivenden sülfür hamamlarının olduğu yere indim  müthiş derecede sülfür kokuyordu  ortasında bir küçük dere akıyordu az yukarısında tatlı bir şelale  mini köprülerin üzeriden kilit kalp metaları vardı yürüyerek Haydar Aliyew parkına gittim heykeli de gördükten sonra antika çarşısına girdim  envai çeşit  antika malzemeleri tablalar ve  şaraplar vardı.  Tiflisi hatırlatacak küçük bir anahtarlık alıp barlar sokağı köprüsünde teleferiğe geçtim, kalklis deda (Gürcü Ana)  heykelini görmek için  bir elinde şarap taşı diğer elinde kılıçla Narikalanın tepesinde duruyordu  dostuna şarap  düşmanı kılıç gösteren bu heykelin Stalin döneminde yapılan bu heykel   kurşun alaşımlı bir yapıdan yapılmıştı heykelin arkasında ise güzel bir botanik bahçesi vardı huzur veriyordu insana.  Biraz ruhumu dinlendir'dikten sonra  akşam yemeği için Türk resturantına gittim  oradan barlar sokağınin atmosferini yaşmak adına biraz takıldım  tatli bir yorucu gezmenin ardından otele geçtim dışarıdan caz Blues sesleri geliyordu  huzur veriyordu ikinci günümüzüde böylece bitirmiştik  üçüncü günde  eski Tiflise geçtim. Svoholis katedralli'ni gördük  çarşısında biraz gezindikten sonra  1982 yılında yapılan Tilfis Deniz'in oradaki anıta gittim  harkulade bir şeydi  Gürcistan'ın geçmişi bu anıtın içindeydi  arkasında ise Tiflise verilen su barajının yeriydi gerçekten deniz gibiydi. Şehire dönüp  yemek erdevat işlerini yaptıktan sonra ; akşamki Meşhur Gürcü yazar Nodar Dumbadze'nin Ben ninem ve iliko adlı romanının tiyatrosu izlemeye gittim farklı bir dille tiyatro izlemek oldukça keyifliydi. Hisleri mimikleri duyguları yakalamak   çok güzel bir duyguydu.  Tiyatrodan sonra  Gürcü burjuvazisinin takıldığı kafertaryalara gittik  çevremde hiç türk görmedim   oldukça elit bir ortamdı.  Kahvelerimizi içip kalktık  Tiflis şehrini gezmenin mutluluğu vardı içimde  sonraki gün ise Tren yoluyla Batuma hareket etmiştim.........

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VERHNİY LARS (UPPER LARS)

Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır. Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve...