Kutaisis Gürcistan'ın Trabzon modeli şehridir. Her taşın altından çıkarlar, sanatta olsun, Ticarette olsun, siyasette olsun , fikir önderliği anlamında olsun ,Aynı zamanda Gettoculuk anlamında olsun, Gürcü krallığı döneminde bir buçuk asır başkentlik yapmış ve bir dönemde Modern Gürcistanın başkentliği yapmış şehirdir . Kutaisi Çarımsı kafkas alaşımı bir şehirdir.
Kesme taşlardan yapılan binaları , Sovyet modeli yapıları , şehiri oldukça güzel kılmıştır. Siyaseti ve dini savunma mekanizması oldukça abartılıdır ; Bizim Trabzon'dan pek fazla farkı yoktur . Çarlık Rusya'sında olsun Günümüz Gürcistan'da olsun sayısızca devlet adamı yetiştirdiği için özgüveni yüksek şehirdir. Bu durumu sokakta kadınında olsun erkeğinde olsun hissediyorsun.
Burada kaldığımız günün akşamında Bir Hamam sefası yapalım dedik . Hamamdan içeri girerken ağzında diş Kalamamış esmer tenli bir Bağdat Zerdüşü amca para dileniyordu . Puşkinin İran seferleriden biliyorduk kutaisis Hamamlarının ününü ,içeride kabaca konuşmalar geliyordu, Gürcüce "Camodi da bico" diye ünlemeleri duyuyorduk. Güzel hamam sefası yaptıktan sonra deliksizce uyumuşuz otelde . Gürcistan'ın ikinci büyük kenti bizdeki Erzuruma çok benziyordu, tatlı bir karasal iklimi vardı. Turistik gezilecek yerleri ,şehirde Sovyet modeli müzeler yada eski parlemonto binasıydı. Benim en çok ilgimi çeken Dünyaca ünlü Megrel (Hristiyan laz) şair Mayakovskinin çocukluğunu geçtiği evdi . Evi müze yapmışlardı. Çocukluğuna ve ailesine ait o dönemdeki eşyaları sergiliyorlardı . Sokakta küçük bir mekanda Haçapuri yerken, Kutaisinin Mafyasının bol olduğunu ve doksanlı yıllarda, Bölgeyi kutaisi gettolarinın yönettiğini Batum ve Tiflis arasında geçen arabalardan haraçlar aldığını daha sonrada kendince mahkemeler kurup yargıladıkları bilgilerini hayret verici şekilde dinliyorduk. Yemekten sonra Kutaisinin tepesindeki Civari manastırına yol aldık tatlı bir stabilize yoldu etrafta yazdan kalma çürüyüp buruşmuş üzüm posofları vardı çocuklar evlerin bahçesinde oyun oynuyorlardı ve bizlere el sallıyordular. Gamarjoba diyerek .
Manastıra varmıştık kutaisis uzakta kalmıştı 4 yy yapılan bu manastır kartpostal tadında idi çevredeki tepelerde küçük küçük şapeller metruk şekilde duruyordu bir nevi dönemin haberleşmesi ve kervan yollarındaki kişilerin ibadet edebilmesi adına yapılan yapılardı. Manastırın içi gayet güzeldi ,İkinoları incelerken bir tanesinde bir Havari Stalini kutsadığını gördüm ilginç gelmişti bu durum bana, Gürcüler pek çaktırmasada İçten ve derinden Stalini seviyordular. Turistik bölgelerinin her yerinde Stalinle ilgili bir nüans veriyorlardı. Bu manastırda'da bunu görmüştüm diğer tarafta ise yaşlı bir teyze elinde kutsanmış şarap şişesi ekmeği batırıp klise duvarlarına sürtüyordu ve duvarları öpüyordu, bu eylemi her yapışında huzur buluyordu klisede görevli papaza ağlamaklı şekilde bir şeyler anlatıyordu dışarıya çıktığımızda çevre köylülerin burada açtıkları küçük pazarları gezip organik meyve alıp kutaisise doğru yola koyulduk.....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder