Çocukluğumdan beri tatil algım çok farklıdır. Genellikle kimsenin bilmediği ve keşfetmediği yerleri gidip görüp gezmeyi severim. Bu nedenle milletin , bizim akdeniz ve ege sahillerini keşfetmeden gezip gördüm oralar fazla medyatik olunca arkama bakmadan kaçtım. Batumda öyle'idi ilk 2006 senesinde girmiştim.
Masalımsı tadı vardı şimdilerde tadı kaçan bir yer olduğu söyleniyor böyle durumlarda yeni yerler keşfetmek gezip görmek kendi adıma farz oldu diyebilirim. Sakin bir günde bavulumu hazırlayıp viladi Kafkas dağlarının batı kısmında kalan Rusya'nın küçük ve 63 bin nüfus'lu tuapse kasabasını keşfetmeye yola koyuldum bizim ege sahillerinden oldukça farklıydı. Hem serin hemde bitki örtüsü bakımından daha zengindi. Sürekli aktif limanı vardı bizim çeşme limanını andıran tarzda, Trabzon'lu roro yük gemileri mal bırakıyordu şehirde . Trabzonlu oldukça fazla idi genelde Fırın ve pasta işleriyle uğraşıyorlardı. Yaptıkları ekmekler rus halkı tarafından oldukça ilgi görüyordular . Tuapseyi genelde orta düzeyli memurların tercih yeriydi. Avrupalı ,turist yok denecek kadar azdı genelde Kafkas alaşımı turizmi ve bizim Trabzon ve Artvin kesimi daha çok buraları tercih ediyordu. Tarihi eser yoktu Sovyet dönemi park ve küçük bir kaç tane müze dışında peyzaj kültürü oldukça iyiydi. Rusya'nın bir çok kentinde bu oldukça hakimdi çay bahçeleri oldukça kabul görüyordu. Kafkas milletleri genelde bu tip yerleri tercih ediyorlardı. Çok güzel çay ve el yapımı aramolı meyve suları içiliyordu . Şeker yerine daha çok şeker oranı meyveler tercih ediliyordu. Çay içilirken bu dikkatimden kaçmadı yemek kültürü olarak ağırlıklı balık ve meşhur çorba borsh hakimdi. Eylül ayının ortalarından sonra kendi dünyasına kapanırdı. Limanı ise oldukça aktif olurdu , hatta limanını yapımında kullanılan taşların hepsi Trabzon'dan getirildiğini biliyordum bizdeki denizel iklime daha dayanılıymış iki gün kaldığım Tuapse kasabasında izlenimlerim böyle idi. Tuapse'den ayrılırken bir yeri daha görmenin mutluluğu vardı içimde.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder