Eski Sovyet Topraklarında Müzeler birer ibadethane görevi görürler. Sanki geçmiş ve günümüze dair en ince ayrıntısına kadar her şeyi sergilenen yerlerdi. şimdilerde ise müzelerin yerini Çarlık mimarisi tarzı Ortodoks Kliseler almaktadır. Krasnador şehrini gezerken bizlere iki tane önemli müzeden bahsetmişlerdi .
Birincisi eski KGB polit büro müzesi ikincisi ise orta boylu Sovyet kozmonot müzesiydi ; bunları öğrenince rehberimize hiç zaman kaybetmeden bu iki müzeyi görmek istediğimizi söyledik, zaten bir şehiri anlamanın en güzel yolu oradaki müzeleri gezmektir .
İlk durağımız eski KGB polit büro müzesi oldu.
Kapısından içeri girdiğimizde bizi soğuk birinci sınıf yeşil boya ile boyanmış kasvetli duvarlar karşıladı. Kapıdan içeri girdiğimizde sanki bir uğultulu ses yankılandı "Tavarişi" diye Sovyetler Birliği döneminde casusluk alet erdevatlar sergileniyordu. Dönemin kameraları olsun dinleme cihazları olsun Rusların modernizm'i ilahlaştırdığı zamanlar diyordum içimden eski polit büro şeflerinin dinleme odalarını geziyorduk halen şifreli yazışmalar üstü biraz toz bağlamış daktilolar ve cam şişenin içinde duran belkide çeyrek asırlık vodka ve yeşil likör şişeleri içleri halen daha doluydu. Otantik masa ve dolma kalemler askılıkta duran casus paltoları zamana karşı direnen yanı gibi asılıp duruyordu . Odalardan dışarıya ses çıkmıyordu ve her oda özenle yapılmıştı sanki ve ortamda tarif edilemeyecek bir vodka kokusu vardı bu koku yenimi eskimi kestiremiyordum . Her oda kafkasların eyalet bölgelerine bakan yerdi Rusça ve bölgede yaşayan halkların ana dilleriyle haritalar vardır üstlerine Rusça karalama yapılmıştı kim bilir o dönem için neler düşünülmüş neler yapılmiş diye içimizden geçiriyorduk . Oda oda gezip inceleme yaparken bir odanın üstünde Batum ve çernopiska yazıyordu çernopiska Rusçada Karadeniz demektir Tukei Anatolia çernopiska yani Anadolu'nun Karadeniz'i demekti.
Heyecanlanmıştım odadan içeri girerken bizim bölge üstüne acaba neler yazılıp çizilmiş diye ,
Odada Sovyet döneminde kalma dinleme cihazları vardı ve Ankesörlü telefon buradan Batuma bağlanan direk hatmış dediler dahada ilgi çekici bir hale gelmişti. Duvarda camlı çerçevede topağrafyalı, Batum Giresun Harşit çayına kadar olan harita vardı. Dağlar dereler köy köy hem Türkçe hemde Rumca yazılan isimler ne kadar müslüman ne kadar ortodoks Hristiyan ahali vardı ve denizden çıkan balık türlerinden tut endemik bitkisine kadar not edilmişti . Bir Hayli şaşırıp kalmıştım bu duruma hem çarlık Hem Sovyet Rusya dönemi not edilen bilgiler günümüze kadar gelmişti ve en ince ayrıntısına kadar işlenmişti. Ruslar Anadolu'nun Karadeniz' bölgesini Kafkasların bir parçası olarak görüyordu ve Harşit çayından itibaren not bile edilmemişti. Sünni Müslüman cami mimarisi ve Ortodoks Rum kilse mimarisine kadar hayret verici durumda dizayn edilmesine şaşırmıştım. Bu kadar bölge üzerine ayrıntılı bilgi ilk defa bir müzede görüyordum. Odanın içindeki telefona bakıp çaldığını hayal ettim Sarptaki bir KGB görevlisi şefine bilgi veriyordu, bunun üzerine sinirlenen şef Rusça olarak. "Privet, rasstrelyayte ikh vsekh, tovarishchi." Hepsini vurun yoldaşlar diye ünlüyordu . Hafif tebessüm ederek odadan çıktık ve salondan eski resimlerle bakıyorduk dönemin önde gelen şeflerin şehire ziyaretlerini fotoğraflarıydı, müze oldukça bilgi vericiydi.
Sadece şehir değil bir döneme ve bir bölgeye ait olup yaşanmış zaman ait Doğu Karadeniz bölgesinin böyle uzun uzadıya ve ayrıntılı şekilde görünürde hiç bir müzeye denk gelmemiştim.
Eski KGB müzesini gezdikten sonra çarlık mimarlı iki katlı Sovyet kozmonot müzesine girdik. Bizi daha sıcak kanlı bir atmosfer karşıladı ve bu müze daha açıktı bir şeyleri öğretme mahiyetinde KGB müzesi ise bir şeyleri saklıyor gibi bir hali vardı . Müzeye üst kattan başladık gezmeye Sovyetlerin uzay araştırmaları üzerine yazılan ilgi çekici makaleleri vardı hatta bir ilk uzaya yolculuğu Kazakistan yerine viladi kafkas tepelerini seçmek istedikleri bilgileri yazılıyordu.
Sonrasında Kazakistan'da karar kılınmıştı. Sovyet dönemine ait her ülkenin uzay araştırmaları için yaptığı küçük bilimsel makaleler görüyorduk. Her ülke uzaya nasıl gidilmeli ve bunun için ne yapılmasına dair bilgiler yazıyordu. Azeri Türkçesinden tut Çerkezceye kadar enteresan bir şeydi uzay araştırmaları için her milletin görüşünü alıyorlardı demek ve bu makaleler sayesinde Sovyetlerde çok türk bilim adamı olduğunuda öğrenmiş olduk; budurumda Hayli gurur verici bir durumdu bizler açısından müze içerisinde gezinirken kenarda camın içerisinde Sovyetler Birliği döneminde Lazca basılan Matematik kitabı görmüştüm şaşkınlıklı tebessüm etmemin yanında tuhaf olmuştum bu kadar en ince ayrıntısına kadar olmak ve not etmek derin bir kültüre sahip olmakla alakalı bir durumdu. Yazarı ise Xelimişi Hasandı kendisi Laz şair ve yazardı lakin üzerinden ciddi bir komünizm geçmişti vasiyeti gereği kendisini bugünkü Gürcistan Türkiye sınırında gömülmüştür, hatta mezarının yarısı türkiye yarısı gürcistandı önceki zamanlarda mezarını ziyaret etmiştim ama burada bu şekilde karşıma çıkacağından haberim bile olmazdı şaşkınlık içindeydim. Müze içinde gezintiye devam ediyordum Petersburg ve Moskova müzelerinden getirilip burada sergilenen uzay bilim araçları vardı hatta ilk Rus yapımı televizyonlarda vardı teknolojinin evrim geçirilmiş analiz ederek görüyorduk müzenin alt katına inmiştik gezintimize devam ediyorduk her bir biblo eşyadan çok şeyler öğreniyorduk bu enteresan bir şeydi en sonunda uzaya çıkan ve keşfini yapan resimlerini görüyorduk Yuri Gagarinin Annesinin Türk olduğunu ve uzaya çıkan İlk kadın kozmonot Valentina Taraşkova'nın dedelerinin Arsin santadan gittiğini öğrenmiştim ve hayret olma durumum iki olmuştu bu müzede küçük iki katlı müzede bu kadar önemli bilgi öğrenmek beni hem mutlu ediyordu hemde düşündürmeye sevk ediyordu.
Neden bizde'de böyle öğretici müzeler yok diye müzeden dışarıya çıktık bu kadar bilgi öğrenmek yetmişti bize iki müze gezip birden fazla önemli bilgi edinmek şehir insan adına önemli bir şeydi umarım bizim ülkede de böyle öğretici müzeler olması dileğiyle....
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder