6 Mayıs 2026 Çarşamba

2006 SENESİNİN BATUMU


Yağmurlu bir Trabzon gününde sokakta gezinirken bir Turizm acentasinın camında Bizimle Batuma gelmek istemisiniz diye bir afiş gördüm. Er gence bir tavırla içeriye girip konuya bodozlama'dan girmiştim  beyefendi yerine Abi dedim. Ben Batuma gelmek istiyorum dedim. Adam beni süzerek yaşın kaç senin dedi on sekiz dedim hafif tebessüm ederek neden gelmek istiyorsun dedi  hayatımda ilk defa bir yurtdışı görmek istiyorum dedim ve oradaki yaşamı merak ediyorum dedim.  Adam iyice gözlerini açarak enteresan bu yaşta gezme ve keşif merağını sevdim  pasaportun varmı dedi. 
Yok abi  önce pasaportunu hallet sonra yanıma gel dedi.  Tamam abi diyerekten çıktım Bir hafta üstüne acenteya elimde pasaportla gittiğimde acenta sahibi gülerek çok hızlısın işi anında yapıyorsun dedi.  Şimdi senden bir isteğim olacak buyurun dedim Batuma  gidilecek lakin Trabzon şehrinin iş insanları olacaklar bunlara arabada hizmet edebilirmisin dedi  ? Olur abi dedim bende senin vize otel masraflarını karşılarım benim için çok iyi fırsattı anlaşıp yanından ayrıldım sevinçle ilk defa yurtdışına çıkacaktım farklı kültür ve farklı bir yaşam  görüp analiz edecektim ....

Aralık ayının  yağmurlu bir Trabzon gecesinden Hareket ettik ön konuşmadan sonra  çay kahve dağıtmına başladım enteresan bir yolculuk oluyordu bir şehrin parasını yöntenlerle Farklı bir ülkeye hareket ediyordum . Her anı kayıt hafızamda kayıt ediyordum.  Gümrüğe gelmiştik bavul verme işlemleri sonrasında vize işlemleri için paslı bir   Tentenin altında bekliyorduk  Tiflisten Azerbaycandan gelen yolcu otobüsleri orada bekliyordu. Tatlı bir hengame vardı ve aynı zamanda Gümrüğün etrafı çok sakindi  vize işlemleri için 1 saat bekledikten sonra rutubetten sararıp çürümeye yüz tutmuş gümrük tahtaları üzerinden geçiyorduk Gümrükteki köpekleri sürekli teyyakuz halinde idiler havaylayıp duruyordular, hatta bize havladılar Gürcü gümrüğüne geçiyorduk yan taraftaki dalda' da  oturup çaça içiyordu gürcü askerleri kaba bir lehçeyle heyecanlı bir şeyler anlatıyordular birbirlerine bizleri görünce Ecce Turko..!! diye  ünleyip gülüyorlardı. Gürcü gümrük gişesine geçtiğimizde bize  polit büro ciddiyetli  Karadeniz  benizli kadın prototipi bir gümrük memuru bakıyordu masmavi gözleri uzun ve hafif eğri burunlu elmacık kemikleri çıkık ama  bu durum onu hem güzel hemde sevimli kılan bir halde onu izlerken sert bir mizaçla Davay..!! Diye ünleme yaptı işlemi bitirdikten sonra dışarıda asayiş sorunu olduğu için Gümrüğün içinde bekliyorduk  çay kahve içiyorduk  sohbetler ediyorduk Arabamızın gümrükten çıkmasını bekliyorduk böylesine bir kırk beş dakika daha bekledik  aracımız gümrükten çıkıldığını haber verdiler  polis güvenliği şeklinde aracımıza geçiyorduk .Tuhaf bir durumdu  ve ilk defa yaşıyordum gümrükten dışarı çıkınca anında çevremizi insanlar sarmaya başladı  polis Davay bico..!! Cadi bico..!!! diye ünleme yaparak bizleri arabaya götuyordu arabanın çevresinide polis sarmıştı bir ekipte bizlerle hareket ediyordu  insanlar ise erti dolar minda Sami dolar minda diyerek üstümüze geliyorlardı polis engelliyordu  bildiğin Trabzonspor Fenerbahçe futbol müsabakası hengamesi gibiydi  karga tulumba şeklinde aracımıza bindik  arabanın önüne kesip camlara ellerini atıp para istiyordular  bu insanlar bu kadar açmıydı..?? Gerçekten ve nasıl bu duruma düştüler diye düşünmeden edemedim  şoför elindeki çikolata kutusunu ve sakız kutusunu  alıp camı açıp etrafa dağıtınca insanlar onlara  üşüşunce bizde yol almaya başladık  sarpi bölgesinden Batuma enteresan bir şok durumu yaşamıştık. Arabada olayla ilgili analiz ediliyordu  az ileride devasa bir heykel selama durdu bizi tuhaf bir şekilde ona baktık hepimiz Aziz andre bize dostluk eli uzatıyordu Karadeniz'in Sarp engebeli bölgesi bitip artık düz ovaya girmeye başladık Gonio bölgesinin orada bir grup insan duruyordu sigara içip kabaca bir lehçeyle bir şeyler anlatıyorladı birbirilerine  arabayı görünce hepsi üşüştü birden bize doğru araba vites yükseltip hızlanınca arkamızdan taş atıp küfür ediyorlardı. Eski bir Rus köprüsü üzerinden geçiyorduk bir nehrin üzerinden bu nehir Karadenizdeki nehirlerden daha büyüktü etrafında ince cılız köy sokak lambalarını andıran elektrik direkleri yanıyordu  nehir müthiş hızlı akıyordu sesini arabanın içinden bile duyoyorduk dümdüz bir vadide ilerleyorduk eski Sovyet askeri üstleri terkedilip gidilmiş. Her tarafta ciddi bir şey yaşanıp sonrasında bir sakinlik olurdu ya işte öyle bir hava vardı geceleyin dışarı bırakılmış inekler ev önlerinin bazılarında yanan cılız ışıklar kurutulmuş balık tezgahları eski Rus tipi küçük evler  hava limanında devasa uçaklar vardı Rus bayraklı. Tuhaf bir hareketlilik vardı sanki bir şeyler burada olmuş bitmiş ve  buradan taşınma vakti hali gibiydi hava limanındaki harketlilik.

Şehir merkezine gelmiştik bizleri işçi evleri karşılamıştı şehir ölü gibiydi kimseler yoktu sanki Uzakta Deniz fenerlerinin ışıkları sürekli dönüyordu Arnavut kaldırımlı yoldan Amiralin oteline gelmiştik buradada güvenlik vardı ama kimseler yoktu sokakta otelde baya kalabalıkti  2 günlük iş adamları toplantısına gelmiştik  odalarımıza yerleştik uzaktan boğuk boğuk silah sesleri geliyordu  sokak köpeklerinin havlamaları arasında uykuya daldım

  Sabah erkenden kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra lobiye geçtim orada bizim iş insanlarımızla oturuyorduk . Bende yanlarında dikiliyordum. Tur sahibiyle birlikte iş konferans'ı olacak salona geçtik bizim bölüme baktık  her türlü eksiğini girdikten sonra konferans salonuna Kafkaslardan  Azerbaycan Ukrayna Rusya Ermenistan da iş insanları katılmıştı  tam bir kültür kaosuna girmiştim  herkes kendi dilinde sorunları ve çözümleri anlatıyordu arka taraftan onları izliyordum başka bir dünya başka bir atmosferdeydim.  Bir çok ülkenin parasını yöneten insanların fikirlerini dinliyordum  müthiş bir şey ve histi  bazen bizimkilerin masasına bakıyordum eksikleri varsa tamamlıyordum tekrardan konferansa odaklanıyordum dillerinden anlamıyordum ama hissediyordum. Tuhaf bir duygu içerisindeyim hayatımda küçük ortamlarda mutlu olan bireydim şimdi ise düştüğüm ortama bak diyorum kendi kendime gün boyunca konferans ciddi yatırımlar üstüne konuşuldu  akşam yemeği için herkes Kendi bölümüne geçti bende bizimkilerin eksiklerini gideriyordum  bizim gibi diğer gruplardada öyle kişiler vardı yemek sonrasında konser oldu ortam çok sanat sevici bir hal almıştı. Burjuvazinin doruklarında yaşıyorduk  geceleyin ise kimisi yatmıştı kimisi barda içiyordu kimisi lobide oturuyordu  yarın için konferans planlamasını yaptık sonrasında şehirde gezintiye çıkacaktık   ertesi gün konferanstan sonra bölük bölük polisler eşliğinde şehirde geziyorduk  mimarisi Hayli ilginç gelmişti bana insanlar kiliseye gidiyordular ibadet için baya kalabalıktı  kliseler  şehirde dükkanlar çok azdı bir iki tane Resturant vardı tiyatro binaları olsun çarlık dönemi yapılar olsun tüm ihtişamını koruyordu akşamleyin otele dönüp tekrarda kültür kaosunun içine girmiştim  tuhaf ama güzel bir duyguydu .....!! Benim ilk yurtdışı deneyimim böyleydi .....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

VERHNİY LARS (UPPER LARS)

Gürcistan ile Rusya (Kuzey Osetya) arasındaki tek aktif kara sınır kapısıdır. Gürcistan ile Rusya arasında geçişin sağlandığı ve...