GİTTİĞİMİZ ZAMANIN KİEVİ 2018
Borispil Havalimanına iniş yaptık Sovyet yapımı olduğu çok belli oluyordu. Doğu ve Batı'nın karması olan bana göre ikinci şehir olan kiev'i görme vaktiydi . Şehirden 35 km uzaklıkta olan bu Borispil Havalimanından Havaş tarzı otobüsle şehir merkezine doğru ilerliyorken ucsuz bucaksız ovalar eski Rus tipi köy evleri erkenden indiğimiz için halen daha kapı önlerinde yanan ince cılız kapı ışıkları . Dünyanın tahıl ambarının olduğu ülke aynı zamanda Avrupa'ya giden tüm lojistik hatların tren ve kara yolu olsun tüm hatlar Ukrayna ve Kiev üzerinden geçer bu durumda ülkenin ve kiev'in önemini daha'da artıyordu . 1960 lı yıllarda Hruşçov döneminde trans Kafkasya tren hattının. Önemli bölümünü Batum Trabzon üzerinden İstanbul'a bağlanmasını önermişti bu teklifi nazik bir şekilde Dönemin Ankara Hükümeti tarafından reddedilmişti bu reddedişten sonra kiev'in önemini dahada artırmıştı şimdilerde ise Trans Kafkasya hattında Sochi ve Abhazya üzerinden kestirme viyadüklerle karayolu yapılıyor dünyanın en verimli iki tarım toprağının olduğu bölgeler Ukrayna kuzey Kafkasya bunun için ulaşımda önemli. Biz ise o treni şimdilik kaçırdık yarım asırdan daha fazla Trabzon Xopa arası bitmeyen magazinsel siyasi malzeme dönüp duruyor kulislerde
Kuzeyin başkenti” Kiev’deyiz. İçinden Dinyeper Nehri’nin geçtiği Kiev, Ukrayna’nın başkenti ve en büyük şehri. Kiev, büyük göç yolları arasında bulunduğundan çok sayıda uygarlık tarafından elde edilmiş. Yaklaşık olarak 250 sene Hazarlar, 250 sene Altınordu, 500 sene Osmanlı egemenliğinde kalmış. Rus hakimiyeti sırasında büyük bir metro ağı yapılan Kiev, bu sayede ulaşımın oldukça rahat yapılabildiği bir Avrupa başkenti olmuş. Sovyetler Birliği’ne bağlıyken, Sovyetler’in 3. büyük şehri olan Kiev, 3 milyon civarı nüfusuyla, şu an Avrupa’nın en kalabalık on şehrinden biri.Kiev, sadece siyasi açıdan bir başkent değil, aynı zamanda Ukrayna’nın kültürel, bilimsel ve ekonomik açıdan da merkezi. Kiev’de Rus izleri her yerde görülüyor. Yer altındaki devasa metro ağında ve yer üstünde altın renkli kubbeleriyle göz alan kiliselerde, geniş caddelerde bu izleri takip etmek mümkün. Sovyetler Birliği döneminde bilim adamı sanatçı futbolcu siyasetçi çıkaran bir şehir .
Kiev’i tanımak için en iyi yol, şehrin ortasından geçen Dinyeper Nehri’nde tekne turu yapmak. Bu tur size şehrin büyüklüğü ve tarihi yapıların çeşitliliği konusunda fikir verme imkânı tanıyacak. Şehirde görülmesi gereken hemen her yer birbirine yakın konum Kiev’in sembollerinden St. Sophia Kilisesi İstanbul’da yer alan Ayasofya Kilisesi’nden etkilenerek 1037 yılında Prens Yaroslav tarafından yaptırılan şehrin en eski kilisesi olan St. Sophia Kilisesi UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne alınmış. Kiev’in en hareketli caddesi Kreschatik Caddesi. Bu cadde, Bessarabskaya Meydanı ve Europeiskaya Meydanı arasında uzanıyor. 2. Dünya Savaşı sırasında tümüyle mayınlarla döşenen cadde, iki taraflı mağazaları ve geniş caddeleriyle şehrin ana gezinti alanı. Alışveriş merkezleri, kafeleri, restoranlarıyla Kreschatik’te epey vakit geçireceğinizi söyleyelim. Özgürlük Meydanı’na yakın konumuyla “Babi Yar”, 1941’de 60 binden fazla insanın katledildiği bir geçit. Nazi işgali esnasında yakınlarını kaybedenlerin gözyaşlarıyla sulanmış bu toplu mezar sadece yerel halk tarafından özel bulunan bir yer değil, aynı zamanda şehre gelen turistlerin de seyahat listesinde.
Eski Kiev’i görmek istiyorsanız mutlaka Podol’a gitmelisiniz. Bu semt, yerel mimariyi görebileceğiniz evleri, dar sokakları, limanı, kuşaktan kuşağa uzun yılar boyunca kurulan pazarı ile şehrin görülmesi gereken önemli noktalarından.1986 yılındaki Çernobil faciasından etkilenenlere adanmış olan Chernobly Museum (Çernobil Müzesi), faciaya ilişkin obje, fotoğraf ve belgeleri sergiliyor. Bu müze, nükleer gücün güvenli kullanmaması halinde nelere yol açabileceğini gösteriyor ve insanları bu konuda bilinçlendirmeye çalışıyor. Çernobil olayının ismi Karadeniz 'den dolayı gelir. Malum Ruslar ( Chernoye more) Ukraynalılar ( chorne more) Abhazlar ( Amšyn eiķəa) Gürcüler ( shavi zghva) Lazca ( chemi zuğa)
Kievde dikkatimi çeken başka bir ayrıntı ise Batı slaw ve Doğu slaw ayrımı bu durumu konuşma aksanından tutun Resturantta yemek yeme stline kadar fark ediyordu Doğu slaw zaparojya ve donlbats bölgesinden gelen kişiler daha çok Rusumsu tarzları var Batı slawları ise Avrupai tarzları vardı. İstanbul'dan sonra Doğu ve batı alaşımının en göze çarpan kentidir diyebiliriz
Sercan bey kaleminize sağlık. kiev’i sadece bir şehir olarak değil; tarihi, jeopolitiği, kültürü ve doğu-batı arasındaki o ince çizgisiyle yaşayan bir organizma gibi anlatmışsınız. özellikle borispil’den şehir merkezine uzanan ilk izlenimleriniz ve dinyeper vurgusu yazıya ayrı bir derinlik katmış. tarihsel bağlantılar ve ulaşım hatlarına dair değerlendirmeleriniz de bakış açımı genişletti. okurken adeta 2018’in kiev’inde yeniden dolaştım. emeğinize sağlık, böylesi nitelikli gezi yazılarının devamını dilerim.
YanıtlaSilTeşekkürler Semih bey devamı gelecek yazılarımızın şüpheniz olmasın
YanıtlaSilKalemine sağlık kardeşim sayende yeni bir yere daha gitmiş oldum
YanıtlaSilRica ederim Taner abi ne demek
YanıtlaSil