Vodka kokulu ve Demir paslı kompartumanlı bir trenle Donlbats bölgesine doğru yola çıktık Trende Rusya gibi bir halklar deryası yok Rus kompartumanları gibi kaotik değil daha sakin ve Avrupai daha düzenli lakin bu düzenden dolayı çok ilham verici bir durum yok ortada Ukrayna halkının yanında Avrupa'dan gelen Turistler ve Türkiye'nin İran'ın keşif meraklıları ve Yunanistan dan Ortodoks kiliseleri görmeye gelen bir kaç gurup dikkatimi çekti.
Ukrayna pastrol bir ülke Dünyanın tahıl ambarının olduğu ülkedir dünyanın ekmek ihtiyacının ciddi bir kısmını karşılar Churchill vakti zamanında Ukrayna 'ya hakim olan dünyanın ekmek üretimine sahip olur bu açıdan Stalin çok şanslı demişti. Etrafımızda uçsuz bucaksız ovalar her yerde buğday ayçiçeği alabildiğince düz meyve ağaçlarının envai çesit türleri var . Karadeniz bölgesinin en dik ve yamaç bölgesi bizim taraflar ve Abhazya Viladi Kafkasya bölgesidir diğer yerler dümdüz ve bitki ve ağaç türünün bol olduğu bölgelerdir.
Donbalts bölgesine doğru ilerliyorduk. Yaşam tarzının ve Mimarinin çevreden değiştiğini görebiliyorduk Ukrayna'nın Donbalts bölgesi nüfus olarak çoğunlukla Rus' tur kırım bölgesine yakın zaparojya kazakları bulunmaktadır .
1779 yılında Çarlık Rusya'sı tarafından Alexsandrovka ismiyle kurulan 1869 yılında Gallerli iş adamı John Hughes tarafından maden zengini bir yer olduğu ortaya çıkartılır. Böylelikle Maden çalışmaları başlar . Hughes'in katkıları sebebiyle Donbalts bölgesinde bir şehire Hughesovka ( yuzivka) ismi verilir. Sovyet Rusya döneminde Demir Çelik üretimi hadsafaya ulaşır Hughesovka ismi Stalino ismiyle değişir .1941 1943 döneminde bölge ve şehirler yerle bir olurken Stalin hakimiyeti yeniden sağlar yaşam kaldığı yerden devam eder.
Donbalts bölgesi Tarım ve maden açısından önemli bir bölge olmasının yanında aynı zamanda Ukrayna'nın doğu 'ya ve kafkaslara açılan kapısıdır bizim Trabzon bölgesiyle Donbalts bölgesi bu durumda ortak özelliğe hakimdir . Novroski, Sochi, kırım bölgesine giden önemli İkmal hatlarının bulunduğu bölgedir .
Donbalts'da en ilgi çekici kimlik ve bölge ise Zaporojiya kazakları'dır. Çağlayanların ötesindeki toprak anlamına gelen bu yer tarihinde hep savaşçı insanlar yetiren yerdir halk dilinde kozak , kossak'ta denilmektedir . Yapı olarak Asya bölgesinin insanlarını azda olsa andırsada kendileri pek kabul etmiyor bilinenin aksine Müslüman değil ortodoks Hristiyan dırlar Ukrayna'nın ataları olarak kendilerini görüyorlar .
Ruslar ve Ukraynalılar tarafından Ordu'da ciddi konumlara gelmiştir hem günümüzde hemde çarlık Rusya'sı döneminde.
Zaporojiya kazakları Osmanlı döneminde Batum ve Trabzon eyalet şehirlerini defalarca yağlamışlardır buna nazaran dönemin Trabzon Eyalet valisi özel bir kanunname bile çıkarmıştır bunlar hakkında . Rusların Doğu Karadeniz ve yukarı kura bölgesine girdikleri zamanda lejyoner asker olarak Türkmen alayları ve Zaporojiya kazaklarını kullanmıştır .
Gelelim bu şehrin en turistik yeri olan ve kendilerince “Ukrayna nın 7 harikasından biri” olarak nitelendirilen; Hortitsya (Khortytsya) adasına. Bu ada Dinyeper nehri üzerinde en büyük adasıdır. Burada Zaporijya Kazaklarının
yaşamları,kültürleri hakkında bilgi alabileceğiniz, gösterilerini izleyebileceğiniz bir açık hava müzesi bulunmaktadır.Aslında burası 2007 yılında “Taras Bulba” filminin çekimleri için oluşturulmuş film seti. Ancak şu anda çok fazla turistin ilgi gösterdiği bir turistik mekan. Hemen belirteyim ki geçmişte burası gerçekten de Zaporijya Kazaklarının yaşadığı, etrafa korku saldığı vatanları. 12.5 km uzunluğunda, 2.5 km
eninde olan ve toplam 2650 hektarlık bir alana yayılan adada bulunan Kazakların kalesi ahşap surlar ile çevrilmiş. Ortada yapısı ile dikkat çeken bir kilise ve onun etrafını çevreleyen yaşam alanları bulunmakta. Kilise, burçlar ve yaşam alanlarının yapımında genellikle ahşap kullanılmış.Her birinin içinde o zamanlar kullanılan eşyalar, kıyafetler sergilenmiş. Zamanında kesinlikle kadınların giremediği bu kalede Kazakların asker ve savaşçı yönleri öne çıkartılarak gösteri de sunuluyor ve biz de bu gösteriyi izleme şansını yakaladık. Farklı tipleri ve kıyafetleri olan bu insanlar yaşamlarını daha çok yağma,talan ve saldırı stratejisi ile sürdürdükleri için savaş taktikleri,silahlar,bunların eğitimi ve hazırlanmaları hayatlarının en önemli kısmını teşkil etmiş.Paziğim ,sevgilim dedikleri kıvrımlı Osmanlı kılıcına benzer bir kılıç kullanmakta imişler(daha hızlı ,keskin ve etkili olduğu için )Tatarlar gibi kılıç kullanmakta çok usta olup her iki ellerini de aynı maharetle kullanıyorlarmış.Kazak askerlerinin kılıç ile ilgili bir deyimleri varmış:”kılıcı kuş gibi elinde tutmak” Eğer kuşu sıkarsan boğulur,bırakırsan uçup gider, tabii kılıcı kaybedersen kelle gider demişti Kazak askeri .Onlara göre kılıç tutma sanatı çok önemliydi ve kılıç kolun devamı gibi ,bir uzvunuz gibi olmalıydı.Eğri kılıçları yanında düz kılıçları da mevcutmuş ve esas hüner bunları at üstünde aynı hünerle kullanmakmış.Bizlere yaptıkları gösteride çok iyi birer at binicisi olduklarını başarıyla sergilediler. Kendilerini bir deri parçası ile ata bağlayıp gerektiğinde veya saldırıya uğradıklarında atı siper alıp yan tarafına gizlenip kendilerini korumaları çok ilginçti.
Değişik amaçlar için kullandıkları farklı boyutlardaki mızrakları ile çok iyi performans sergilediler. Fakat kırbaçları ile yaptıkları gösteriler benim çok ilgimi çekti. Önemli silahlarından biri olan kırbaçlarını yılan derisinden yapıyorlarmış. En tehlikeli olan yeri at saçından yaptıkları uç kısmı oluyormuş ve 1200 km gibi bir hıza ulaşıyormuş. Gerçekten çok tiz bir ses çıkartıyordu ve takip etmek zor oluyordu. Değdiği kişinin organlarına kadar zarar verebiliyormuş. Bazen ucuna kurşun da bağlanabiliyormuş ki o zaman ölümcül olması kaçınılmazmış, çok rahat kafatasını parçalayabiliyormuş. Bu konuda ne kadar hünerli olduklarını canlı performans ile izledik. Yine Tatarlar gibi okçulukta da çok yetenekli olduklarını söyleyip canlı performans sergilediler. Bu arada çok dikkatimi çekti ;kendilerini överken ,yeteneklerinden bahsederken kendilerini hep Tatarlar ile karşılaştırıyorlardı,takdir ettikleri ,örnek aldıkları kesin.At üstünde de ok atmada çok başarılıydılar.Finalde o dönemlerde kullanılmış top ve tüfek gösterilerini izledik hatta izleyicilerden bazıları da bu silahları deneme şansını elde ettiler. Bizler için farklı bir deneyim ve güzel bir gün olmuştu. Nehirden kaynaklanan, onun sağladığı olumlu şartlar nedeniyle adanın her tarafında farklı ve çeşitli bitkiler yetişmekte sadece ada değil, nehir boyunca etraf yemyeşil bir görüntü sergilemekte. Aynı zamanda Ukraynalıların buraya ilgi göstermesine neden olan çok uzun plajlara da ev sahipliği yapmakta. Adadan çok güzel görünen Dinyeper Hidroelektrik1927-1932 yılları arasında yapılan santralin üzerinden karayolu da geçmektedir ve bu yol devasa viyadüklerle kırıma bağlanılmayı planlanıyordu. Donbalts ve Zaporojiya bölgesini izlenimlerim böyleydi.....
Gezmek istiyorum doğu Ukraynayı
YanıtlaSilKimselerin bilmediği yerleri umarım gezeriz Yusuf bey tabi birde şimdi savaş var bakalım sonrasına ne olur....
Silgerçekten çok akıcı ve bilgilendirici bir gezi yazısı olmuş Sercan Bey. Donbas bölgesinin tarihini, coğrafyasını ve özellikle Zaporojiya kazaklarının kültürünü gözlemle harmanlayarak anlatmanız çok etkileyici. khortitsya adasındaki kazak yaşamına dair detaylar ve savaş kültürlerine ilişkin anlatımlar yazıya ayrı bir zenginlik katmış. okurken hem tarih hem de bölgenin ruhu hissediliyor. paylaşım için teşekkürler, çok keyifle okudum.
YanıtlaSilTeşekkürler Semih bey güzel yorumlarınız için
SilLezzetli bir yazı
YanıtlaSilTeşekkürler Çağlar bey
SilSayende SSCB ni adım adım geziyoruz teşekkürler kardeşim
YanıtlaSilGüzel yorumunuz için Teşekkürler Taner bey 🙂🙂
Sil