15 Mayıs 2026 Cuma

ORATORYALAR


Oratoryo ve sanat galerisi gezmek bende tutku oldu. Tıpkı kafkasın şoselerindeki mezarlıkları gezmek gibi.  Sanat galerisi deyip geçmeyin  sakın haaa...!!  Özellikle nüfusu az olan  ve eğitim seviyesi yüksek olan ülkelerin ve başkentlerin kimin ne olduğunu öğrenmenin en kestirme yolu  Sanat oratoryalarında atar .
Nodar Dumbadze 'nin ben ninem iliko adlı romanı'nın müzikal tiyatrosal etkinliğini izlemek için Tiflis  Devlet Operasın'dayım . Ortam baya iddialı ve Rus romanları tadında. Şıklık konusunda hanımefendiler beyfendiler birbiriyle yarış halindeler ,Leningrad madonnalarını aratmayacak tarzda giyimler , dinleti öncesi  kuliste şehire yön veren insanları hem tanıma hemde yakından analiz etme fırsatım oluyordu. 
Masada baqü havyarı ve kokteyller;   kimisi rus aksanı tarzı  Kartveli ( Gürcüce) kimisi Avrupai tarzda konuşuyordu .  Tifllis'in burjuvatik ortamı baya enteresan ,eski polit büro memurlarının ailsenin yanında iranlı seküler Türkler ve Persler almış, Marneuli ve kahketi  bölgelerinden çıkan Azerbaycan Türkleri, Anadolu'dan Gori ,  bolnisi  bölgelerine yerleşip orada ticaretle büyüyen Anadolumsu Ermeniler , Swaneti bölgesinden Swanlar , Trabzon bölgesinden Kafkaslara ticaret yapan  seküler  Türkler. Doksanlardan sonra dahada farklı boyuta evrildiği belli oluyordu. 

  Artık Nodar Dumbadze'nin  müzikal tiyatrosunu izlemek için Salona girdik , tam bir Sovyet kokan binada ve salonda ruhumuzu sanata doyuruyor' uz  salon hınça hınç dolu  pür dikkat müzikal oyuna odaklamışız  ruhu okşayan müzikler oyunu iyi oynayan sanatçılar izleyicleri mest ediyordu , gürcücenin yanında.araya farkında olmadan Rusça sıkıştırıyordular buda oyunu daha ahenkli kılıyordu . Oyun çok akıcı bir şekilde izlettiriyordu kendini, yaklaşık bir buçuk saate yakın izledik enteresan olanı ise hiç sıkılmadan her kare ve anını iyi gözlemleyerek  oyun sonrası kuliste sohbetler edilip sanatı yüceltilmesi ilginçti. 
 
  Azerbaycan Bakü orotoryasın da  Türkçe'nin Sade, temiz ,pürüzsüz,Anadolu'daki gibi çok frakdallı gibi değildi  bana göre Türkçe'nin hem sanat hem edebiyat anlamında söylenen ve yazılan en güzel dildir Azerbaycan Türkçesi .
Haydar Aliyew opera salonundayız  çok enteresan Tiflisteki gibi Avrupa'ilik pek yok ve dahası Rus kültürüne ait pek bir şey bulamıyorsun kenidine has ve orta asya İran Anadolu tandanslı bir yer ve daha sofistikesi bol olan bir yer. Program öncesi masada  Hazar denizin'den çıkan havyarın envai çeşidi  arak'ların türlü türlüsü  çevremizde şık giyinimli mahmur gözlü hanımefendiler  daha otantik giyimi tercih eden beyfendiler  bulunmakta idi . Salonda Sovyetler dönemi gelip Rusya'ya dönmeyip burada ticari hayatına devam eden Ruslar diğer yanda  Karabağdan gelip baküde ticarette yükselen Talışlar  İran'dan gelen Türkler Anadolu'dan gelen Türkler  Hazar Yahudisi Türleri ve Pakistan gelip baküde ticaret yapan urdulular  çok farklı bir katman baştan aşşa bildiğimiz doğu rapsodisi tadında . 

  Alim kasımow 'un müzikalini dinlemek için Salona geçtik ,salon yeni yapılmıştı eskiye benzetilerek mimari açıdan göze hoş geliyordu. Burasıda Tiflisteki gibi doluydu , Alim kasımow müzikal etkinliğine başladı saf temiz Türkçesiyle  içine çekiyordu seni uzun havalarıyla , oratoryo daki disiplin müthiş ses tınısı  vurgulayıcı tonları
Nesimi'nin ruhu Alim kasımov'un üstüne çökmüş adete kendine geçiyordu bizleride mest ediyordu.
Türkiye'deki yapılan sanattan daha üstündür diyebilirim  bana göre Türkçe'nin edebiyat ve sanat dili Azerbaycan Türkçesi olmalı bence yaklaşık iki saat boyunca ruhumuzu sanata doyurduk ve doğu tınısı tadında.

Yerevan oratoryası en ilginç olanıydı bence, kendimizi Anadolu'nun bir şehrinde gibi hissediyorduk . Ne sovyetten esinti ne İran'i kültür bildiğin ol orta doğu anadolu sanki Erzurum ,Van dan farkı yok ; din anlamı haricinde,bir çoğu Anadolu Türkçesini biliyor  , buradaki burjuva alaşımı daha ilginçti.
Ermenilerin yanında İran'dan gelip burada ticaret yapan farslar  Sovyetler dönemi gelip buraya kalmış çok az miktarda olsa Ukrayna ve Ruslar.  Yerevan'ın ciddi nüfusları olan Ezidiler çok azda olsa Hiristiyan Kürtler vardı . Giyim tarzları daha Anadolu vari idi 
Hem kendi kültürleri olsun hem Sovyet kültürü olsun sanat anlamında üstüne koyarak ilerlediler çok tuhaftır Kuliste eski ve modern yapılar mimariler üstüne konuşuyorlardı . Türkiye'de olsun Rusya olsun Avrupa olsun konuşmalarımız esnasında sürekli yok efendim Trabzon'da ki şu mimari ayakta duruyormu yok bilmem Karstaki şu yapı Rusya'daki şu yapı gibisinden sohbetimiz uzayıp gidiyordu . Lakin dikkat çekici olan yer ise müthiş derecede mimari konulara hakimdiler.
Masada ise Rus havyarı ve Ermeni kanyağı vardı ,
gelen anonsla birlikte  salona girdik  Opera salonun içinde devasa Ararat (Ağrı Dağı)  sonra Anadolu'daki belli başlı Ermeni ustalarının yaptığı eserler. Artık benimde hemşerim olan dünyada eşi benzeri olmayan ud sanatçısı Dijvan Gasbaryanı dinleme vakti idi  . Gürcistanda bir Hamlet Goniosvili Ermenistan'da  Araklılı Dijvan Gasbaryan  klasman anlamında eşi benzerleri yok.   Düdüğüyle başbaşa kalmıştık bildiğin Anadolu kokuyordu ,müziği  herkes pür dikkat izliyordu müzikal seslere ahenk verdikçe transa bağlıyorduk . Ermenicenin her tür şivesiyle müziğini icra ediyordu hiç yapmacık hallere girmeden  sürekli Bitlis,Batman Sason ,Van ve Kars üzerine yazılan ağıtları söylüyordu.Dünya klasmanında olan bu sanatçıyı izlemek oldukça paha biçilemezdi . Resmen onunla müziğin içinde yaşıyorduk tam iki buçuk saat boyunca Dijvan Gasbaryan'ı dinlemek   müthişti . İlk ve son defa Yerevan oratoryasında gördüm dinledim üç sene sonrada rahmetli oldu .
Üç ayrı ülke üç ayrı dünya üç ayrı oratorya ve burjuva ortamları  hepsini yerinde görmenin tanımanın izlemenin  kurulan dostlukların yazısıdır bu ....
Yola çıkmadan hikaye yazılmaz ......
  
TİFLİS OPERASI 
BAKÜ OPERASI 
YEREVAN OPERASI 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

ORATORYALAR

Oratoryo ve sanat galerisi gezmek bende tutku oldu. Tıpkı kafkasın şoselerindeki mezarlıkları gezmek gibi.  Sanat galerisi deyip...