Oratoryo ve sanat galerisi gezmek bende tutku oldu. Tıpkı kafkasın şoselerindeki mezarlıkları gezmek gibi. Sanat galerisi deyip geçmeyin sakın haaa...!! Özellikle nüfusu az olan ve eğitim seviyesi yüksek olan ülkelerin ve başkentlerin kimin ne olduğunu öğrenmenin en kestirme yolu Sanat oratoryalarında atar .
Nodar Dumbadze 'nin ben ninem iliko adlı romanı'nın müzikal tiyatrosal etkinliğini izlemek için Tiflis Devlet Operasın'dayım . Ortam baya iddialı ve Rus romanları tadında. Şıklık konusunda hanımefendiler beyfendiler birbiriyle yarış halindeler ,Leningrad madonnalarını aratmayacak tarzda giyimler , dinleti öncesi kuliste şehire yön veren insanları hem tanıma hemde yakından analiz etme fırsatım oluyordu.
Masada baqü havyarı ve kokteyller; kimisi rus aksanı tarzı Kartveli ( Gürcüce) kimisi Avrupai tarzda konuşuyordu . Tifllis'in burjuvatik ortamı baya enteresan ,eski polit büro memurlarının ailsenin yanında iranlı seküler Türkler ve Persler almış, Marneuli ve kahketi bölgelerinden çıkan Azerbaycan Türkleri, Anadolu'dan Gori , bolnisi bölgelerine yerleşip orada ticaretle büyüyen Anadolumsu Ermeniler , Swaneti bölgesinden Swanlar , Trabzon bölgesinden Kafkaslara ticaret yapan seküler Türkler. Doksanlardan sonra dahada farklı boyuta evrildiği belli oluyordu.
Artık Nodar Dumbadze'nin müzikal tiyatrosunu izlemek için Salona girdik , tam bir Sovyet kokan binada ve salonda ruhumuzu sanata doyuruyor' uz salon hınça hınç dolu pür dikkat müzikal oyuna odaklamışız ruhu okşayan müzikler oyunu iyi oynayan sanatçılar izleyicleri mest ediyordu , gürcücenin yanında.araya farkında olmadan Rusça sıkıştırıyordular buda oyunu daha ahenkli kılıyordu . Oyun çok akıcı bir şekilde izlettiriyordu kendini, yaklaşık bir buçuk saate yakın izledik enteresan olanı ise hiç sıkılmadan her kare ve anını iyi gözlemleyerek oyun sonrası kuliste sohbetler edilip sanatı yüceltilmesi ilginçti.
Azerbaycan Bakü orotoryasın da Türkçe'nin Sade, temiz ,pürüzsüz,Anadolu'daki gibi çok frakdallı gibi değildi bana göre Türkçe'nin hem sanat hem edebiyat anlamında söylenen ve yazılan en güzel dildir Azerbaycan Türkçesi .
Haydar Aliyew opera salonundayız çok enteresan Tiflisteki gibi Avrupa'ilik pek yok ve dahası Rus kültürüne ait pek bir şey bulamıyorsun kenidine has ve orta asya İran Anadolu tandanslı bir yer ve daha sofistikesi bol olan bir yer. Program öncesi masada Hazar denizin'den çıkan havyarın envai çeşidi arak'ların türlü türlüsü çevremizde şık giyinimli mahmur gözlü hanımefendiler daha otantik giyimi tercih eden beyfendiler bulunmakta idi . Salonda Sovyetler dönemi gelip Rusya'ya dönmeyip burada ticari hayatına devam eden Ruslar diğer yanda Karabağdan gelip baküde ticarette yükselen Talışlar İran'dan gelen Türkler Anadolu'dan gelen Türkler Hazar Yahudisi Türleri ve Pakistan gelip baküde ticaret yapan urdulular çok farklı bir katman baştan aşşa bildiğimiz doğu rapsodisi tadında .
Alim kasımow 'un müzikalini dinlemek için Salona geçtik ,salon yeni yapılmıştı eskiye benzetilerek mimari açıdan göze hoş geliyordu. Burasıda Tiflisteki gibi doluydu , Alim kasımow müzikal etkinliğine başladı saf temiz Türkçesiyle içine çekiyordu seni uzun havalarıyla , oratoryo daki disiplin müthiş ses tınısı vurgulayıcı tonları
Nesimi'nin ruhu Alim kasımov'un üstüne çökmüş adete kendine geçiyordu bizleride mest ediyordu.
Türkiye'deki yapılan sanattan daha üstündür diyebilirim bana göre Türkçe'nin edebiyat ve sanat dili Azerbaycan Türkçesi olmalı bence yaklaşık iki saat boyunca ruhumuzu sanata doyurduk ve doğu tınısı tadında.
Yerevan oratoryası en ilginç olanıydı bence, kendimizi Anadolu'nun bir şehrinde gibi hissediyorduk . Ne sovyetten esinti ne İran'i kültür bildiğin ol orta doğu anadolu sanki Erzurum ,Van dan farkı yok ; din anlamı haricinde,bir çoğu Anadolu Türkçesini biliyor , buradaki burjuva alaşımı daha ilginçti.
Ermenilerin yanında İran'dan gelip burada ticaret yapan farslar Sovyetler dönemi gelip buraya kalmış çok az miktarda olsa Ukrayna ve Ruslar. Yerevan'ın ciddi nüfusları olan Ezidiler çok azda olsa Hiristiyan Kürtler vardı . Giyim tarzları daha Anadolu vari idi
Hem kendi kültürleri olsun hem Sovyet kültürü olsun sanat anlamında üstüne koyarak ilerlediler çok tuhaftır Kuliste eski ve modern yapılar mimariler üstüne konuşuyorlardı . Türkiye'de olsun Rusya olsun Avrupa olsun konuşmalarımız esnasında sürekli yok efendim Trabzon'da ki şu mimari ayakta duruyormu yok bilmem Karstaki şu yapı Rusya'daki şu yapı gibisinden sohbetimiz uzayıp gidiyordu . Lakin dikkat çekici olan yer ise müthiş derecede mimari konulara hakimdiler.
Masada ise Rus havyarı ve Ermeni kanyağı vardı ,
gelen anonsla birlikte salona girdik Opera salonun içinde devasa Ararat (Ağrı Dağı) sonra Anadolu'daki belli başlı Ermeni ustalarının yaptığı eserler. Artık benimde hemşerim olan dünyada eşi benzeri olmayan ud sanatçısı Dijvan Gasbaryanı dinleme vakti idi . Gürcistanda bir Hamlet Goniosvili Ermenistan'da Araklılı Dijvan Gasbaryan klasman anlamında eşi benzerleri yok. Düdüğüyle başbaşa kalmıştık bildiğin Anadolu kokuyordu ,müziği herkes pür dikkat izliyordu müzikal seslere ahenk verdikçe transa bağlıyorduk . Ermenicenin her tür şivesiyle müziğini icra ediyordu hiç yapmacık hallere girmeden sürekli Bitlis,Batman Sason ,Van ve Kars üzerine yazılan ağıtları söylüyordu.Dünya klasmanında olan bu sanatçıyı izlemek oldukça paha biçilemezdi . Resmen onunla müziğin içinde yaşıyorduk tam iki buçuk saat boyunca Dijvan Gasbaryan'ı dinlemek müthişti . İlk ve son defa Yerevan oratoryasında gördüm dinledim üç sene sonrada rahmetli oldu .
Üç ayrı ülke üç ayrı dünya üç ayrı oratorya ve burjuva ortamları hepsini yerinde görmenin tanımanın izlemenin kurulan dostlukların yazısıdır bu ....
Yola çıkmadan hikaye yazılmaz ......
TİFLİS OPERASI
BAKÜ OPERASI
YEREVAN OPERASI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder